Seçilmiş 2009 kitap pasajlarından eğitim okuması. Güncel klinik inceleme tamamlanmış değildir; tanı, tedavi veya kişiye özel değerlendirme değildir.
130 iki dilli terim ve sekiz Türkçe yazı. Seçki 10 bölümdeki pasajlardan hazırlanmıştır; 408 sayfalık kitabın tümünün güncel klinik incelemesi değildir. İngilizce tanımlar editoryal çeviridir.
Psikiyatri. Editörler: Işın B. Kulaksızoğlu, Raşit Tükel, Alp Üçok, İlhan Yargıç, Olcay Yazıcı. İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Temmuz 2009. Üniversite yayın no. 4888; fakülte yayın no. 2009/1.
Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
İyi bir görüşmede yalnızca bilgi toplanmaz. Kişinin anlattığı, anlatmak istediği ve anlaşıldığını düşündüğü şeyler arasında bir bağ kurulur.
Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
Algı, düşünce akışı, duygudurum ve işlevsellik aynı soruya yanıt vermez. Psikiyatrik terimleri öğrenmek, bu düzeyleri birbirinden ayırmakla başlar.
Panik atağı, panik bozukluğu ve kaçınma: üç ayrı düzey
Yaşanan bir atak, ataklara ilişkin sürekli beklenti ve kişinin yaşam alanının daralması aynı kavram değildir.
Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Aynı gündelik sözcük alanında kullanılan iki terim, psikanalitik modelde bilinçlilik bakımından farklı işlemleri anlatır.
Borderline tanısı ile kişilik örgütlenmesini ayırmak
Bir tanı kategorisiyle kişinin ruhsal işleyişini açıklayan kuramsal örgütlenme düzeyi aynı sınıflandırma işlemi değildir.
Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Kitabın bilişsel terapi anlatısı, hazır iyimser cümlelerden çok işbirliği, gözlem, düşünceleri sınama ve geri bildirim etrafında ilerler.
Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Konsültasyon-liyezon yaklaşımı, beden ile ruh arasında bir seçim yapmayı değil, aynı kişinin farklı ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmeyi konu edinir.
Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
İlişkide yaşananları yorumlamakla bilgiyi korumak farklı görevlerdir. Kuramsal açıklamalar, mesleki sorumluluğun yerini alamaz.
130 kavram ve kaynak izi
Hekim-hasta iletişimi Physician–patient communication
Tanı ve bakım sürecinde hekimle hastanın bilgi, beklenti ve duyguları paylaşarak ilişki kurması; kitap bu ilişkiyi ortak çalışma bağlamında ele alır.
An exchange of information, expectations and feelings between physician and patient, framed in the book as collaborative work.
İlgili yazılar: Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
Hasta merkezli yaklaşım Patient-centred approach
Görüşmede hastanın hastalığı nasıl anlamlandırdığını, yaşamındaki etkilerini ve tercihlerini dikkate alan yaklaşım.
An approach attending to the patient's understanding of illness, its effects on life and personal preferences.
İlgili yazılar: Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
Paternalistik ilişki modeli Paternalistic relationship model
Kitapta, hasta için en doğru kararı hekimin bildiği varsayımıyla otoritenin hekimde toplandığı ilişki modeli.
A relationship model in which authority rests with the physician on the assumption that the physician knows what is best for the patient.
Bilgilendirici model Informative model
Hekimin seçeneklere ilişkin bilgiyi sunduğu, hastanın kendi değerlerine göre seçtiği müdahalenin uygulandığı ilişki modeli.
A model in which the physician supplies information and the patient chooses an intervention in accordance with personal values.
Yorumlayıcı model Interpretive model
Hastanın değerlerini açıklığa kavuşturmasına ve bunlarla uyumlu seçenekleri belirlemesine yardım eden ilişki modeli.
A model helping patients clarify their values and identify options consistent with them.
Uzlaşmacı model Deliberative model
Kitabın, sağlıkla ilgili değerlerin ve mevcut seçeneklerin birlikte tartışılmasını öne çıkaran hekim-hasta modeli.
The book's model emphasizing discussion of health-related values and available options.
Karşılıklı katılım modeli Mutual participation model
Hekim ve hastanın tanı ve tedavi sürecindeki kararları birlikte ele aldığı ilişki modeli.
A relationship model in which physician and patient consider diagnostic and treatment decisions together.
İlgili yazılar: Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
Etkin dinleme Active listening
Anlatılanı açıklığa kavuşturma, yansıtma, özetleme ve doğru anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol ederek dinleme.
Listening through clarification, reflection, summarizing and checking understanding.
İlgili yazılar: Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
Empati Empathy
Karşıdaki kişinin bakış açısından duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışma ve bu anlayışı ona ifade etme.
Trying to understand another person's feelings and thoughts from their perspective and communicating that understanding.
İlgili yazılar: Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
Sözlü iletişim Verbal communication
Kitabın kullanılan dil, ses tonu, vurgu ve geri bildirim üzerinden ele aldığı iletişim boyutu.
A dimension of communication discussed through language, tone, emphasis and feedback.
Sözsüz iletişim Nonverbal communication
Yüz ifadesi, duruş, hareket ve mesafe gibi sözcük dışı öğelerin iletişimde taşıdığı bilgi.
Information conveyed through nonword features such as facial expression, posture, movement and interpersonal distance.
İlgili yazılar: Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
Açık uçlu soru Open-ended question
Kişiye yaşantısını kendi ifadeleriyle anlatma alanı açan, tek bir kısa yanıtla sınırlanmayan soru biçimi.
A question format allowing people to describe experience in their own words rather than restricting them to a single brief answer.
İlgili yazılar: Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
Görüşmede geri bildirim Feedback in an interview
Anlatılanın nasıl anlaşıldığını karşılıklı paylaşarak iletişimin doğruluğunu kontrol etme.
Sharing how a message has been understood to check communication between participants.
İlgili yazılar: Psikiyatrik görüşme bir soru listesi değildir
Kötü haber verme Breaking bad news
Kişinin geleceğine ilişkin değerlendirmesini olumsuz etkileyen bilgiyi, ne bildiği ve ne öğrenmek istediği gözetilerek iletme süreci.
Communicating information that adversely affects a person's view of the future while attending to what they know and wish to learn.
Psikiyatrik muayene şeması Mental status examination framework
Kitabın bilişsel işlevler, duygulanım, hareket, bedensel işlevler ve sosyal-mesleki işlevselliği birlikte ele alan değerlendirme düzeni.
The book's assessment framework combining cognition, affect, movement, bodily functions and social and occupational functioning.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
Bilinç (klinik kullanım) Consciousness in clinical assessment
Semiyoloji bölümünde kişinin kendisinin ve çevresinin farkında olma derecesi olarak ele alınan işlev.
A function described in the semiology chapter as the degree of awareness of oneself and one's surroundings.
Yönelim / oryantasyon Orientation
Kişinin zaman, bulunduğu yer ve çevresindeki kişilerle ilgili haberdarlığının değerlendirilmesi.
Assessment of a person's awareness of time, location and people around them.
Tespit / kayıt belleği Registration memory
Kitapta yeni sunulan bilginin hemen ardından tekrar edilebilmesiyle değerlendirilen bellek boyutu.
A memory dimension assessed in the book through immediate repetition of newly presented information.
Anterograd amnezi Anterograde amnesia
Belleği etkileyen olaydan sonraki yeni bilgilerin öğrenilmesi ve hatırlanmasındaki güçlük.
Difficulty learning and recalling new information after the event affecting memory.
Retrograd amnezi Retrograde amnesia
Belleği etkileyen olayın öncesine ait bilgileri anımsamada güçlük.
Difficulty recalling information acquired before the event affecting memory.
Konfabülasyon Confabulation
Kitabın, hatırlanamayan olayların yerini anlatıların alması şeklinde açıkladığı bellekle ilgili olgu.
A memory-related phenomenon described in the book as narratives taking the place of events that cannot be recalled.
Dikkat Attention
Zihinsel etkinliğin belli bir alana yöneltilmesi.
Directing mental activity toward a particular focus.
İlgili yazılar: Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Konsantrasyon Concentration
Kitabın dikkat yöneliminin sürdürülmesi olarak ayırdığı bilişsel işlev.
A cognitive function distinguished in the book as maintaining an attentional focus.
Distraktibilite / çelinebilirlik Distractibility
Dikkatin yürütülen konudan dış uyaranlara kolayca kayması.
Attention shifting readily away from the current task or topic toward external stimuli.
Hipervijilans Hypervigilance
Beklenen bir tehlikeye karşı çevredeki işaretlere yoğun biçimde dikkat kesilme.
Intensely monitoring environmental cues in anticipation of danger.
Algı Perception
İçten ya da dıştan gelen uyaranların önceki deneyimlerle ilişkilendirilerek bilgiye dönüştürülmesi.
Transforming internal or external stimuli into information in relation to prior experience.
Halüsinasyon / varsanı Hallucination
Kitabın, karşılık gelen dış uyaran bulunmadan ortaya çıkan algılama yaşantısı olarak tanımladığı olgu.
A perceptual experience described in the book as occurring without a corresponding external stimulus.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
Hipnogojik halüsinasyon Hypnagogic hallucination
Uykuya geçiş sırasında ortaya çıkan algılama yaşantısı; kitap bunu psikozla otomatik olarak eşitlemez.
A perceptual experience occurring during sleep onset, not automatically equated with psychosis in the book.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
Hipnopompik halüsinasyon Hypnopompic hallucination
Uyanma sırasında ortaya çıkan algılama yaşantısı; kitap uyku geçişi bağlamını ayrıca belirtir.
A perceptual experience during awakening, considered in the specific context of sleep transition.
İllüzyon / yanılsama Illusion
Mevcut bir uyaranın olduğundan farklı algılanması veya yorumlanması.
Perceiving or interpreting an existing stimulus differently from what it is.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
Depersonalizasyon Depersonalization
Kişinin kendisini değişmiş veya kendisine yabancılaşmış gibi hissetmesi.
Feeling altered or estranged from oneself.
Derealizasyon Derealization
Çevrenin ya da tanıdık insanların değişmiş, yabancı veya olağandışı hissedilmesi.
Experiencing surroundings or familiar people as altered, unfamiliar or unusual.
Makropsi Macropsia
Nesnelerin gerçek boyutlarından daha büyük görünmesi.
Objects appearing larger than their actual size.
Mikropsi Micropsia
Nesnelerin gerçek boyutlarından daha küçük görünmesi.
Objects appearing smaller than their actual size.
Basınçlı konuşma Pressured speech
Karşıdakinin araya girmesini güçleştiren ölçüde hızlanmış ve artmış konuşma.
Increased, rapid speech that makes it difficult for another person to interrupt.
Ayrıntıcı konuşma Circumstantial speech
Konu korunurken gereksiz ayrıntıların anlatımı belirgin biçimde uzatması.
Speech that retains its topic while being prolonged by unnecessary detail.
Blokaj / düşünce blokajı Thought blocking
Konuşma veya düşünce akışının aniden kesilmesi ve önceki akışa geri dönmede güçlük.
Abrupt interruption of speech or thought with difficulty returning to the previous flow.
Neolojizm (semiyoloji) Neologism in psychopathology
Semiyoloji bölümünde yeni sözcükler oluşturma şeklinde ele alınan konuşma özelliği.
A speech feature described in the semiology chapter as forming new words.
Perseverasyon Perseveration
Bir düşüncenin bağlama uygun düşmeyecek biçimde ısrarla yinelenmesi.
Persistent repetition of a thought in a way that is inappropriate to the context.
Klang çağrışım Clang association
Konuşmadaki bağlantıların anlamdan çok sözcüklerin ses benzerliğine dayanması.
Connections in speech being guided more by similarity of sound than by meaning.
Kelime salatası Word salad
Sözcüklerin anlamlı bir cümle bütünlüğü oluşturmadan yan yana gelmesi.
Words occurring together without forming a meaningful sentence.
Yandan konuşma Tangential speech
Soruyla bağlantılı bir alana geçilmesine karşın sorunun yanıtının verilmemesi.
Moving to a related topic without answering the question asked.
Ekolali Echolalia
Bir başkasının söylediği sözlerin yinelenmesi.
Repetition of another person's spoken words.
Konuşmanın fakirleşmesi Poverty of speech
Konuşma miktarının azalması ve yanıtların az sayıda sözcükle sınırlanması.
Reduced speech output, with responses limited to few words.
Konuşma içeriğinde fakirleşme Poverty of content of speech
Konuşma miktarı yeterli olsa da belirsizlik veya yinelemeler nedeniyle az bilgi aktarılması.
Limited information being conveyed despite sufficient speech output, owing to vagueness or repetition.
Obsesyon Obsession
Kitapta kişinin uzaklaştırmakta zorlandığı, yineleyici ve rahatsız edici düşünce veya dürtüler olarak ele alınır.
Recurrent, troubling thoughts or impulses that the person finds difficult to dismiss, as described in the book.
Kompulsiyon Compulsion
Kitabın obsesyonların yarattığı sıkıntıyı gidermek amacıyla yapılan eylemler olarak açıkladığı davranışlar.
Actions described in the book as being performed to relieve distress associated with obsessions.
Yargılama Judgment
Bilgiler arasında mantıksal, nedensel ya da ilgili bağlantılar kurarak değerlendirme yapabilme.
Evaluating information by forming logical, causal or relevant connections.
Soyut düşünce Abstract thinking
Benzerlikleri, farkları ve sınıflandırma ilişkilerini kavrayabilme yönüyle ele alınan düşünme işlevi.
Thinking considered through the ability to understand similarities, differences and classificatory relationships.
Gerçeği değerlendirme Reality testing
Kitapta içsel yaşantıyla dışarıdaki uyaranı birbirinden ayırt edebilme yetisi olarak açıklanır.
An ability described in the book as distinguishing inner experience from external stimuli.
İlgili yazılar: Borderline tanısı ile kişilik örgütlenmesini ayırmak
İçgörü (rahatsızlığın farkındalığı) Clinical insight
Kitabın içgörünün ikinci anlamı olarak ayırdığı, kişinin yaşadığı rahatsızlığı fark edebilmesi.
Awareness of one's difficulties as an illness or disturbance, distinguished as a second meaning of insight in the book.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
İçgörü (psikodinamik anlam) Psychodynamic insight
Kişinin davranışlarının arkasındaki bilinçdışı güdülenmeleri anlayabilme derecesi.
The degree to which a person understands unconscious motivations underlying behaviour.
Duygudurum Mood
Kişinin belli bir zaman aralığına yayılan, süreklilik gösteren genel duygusal yaşantısı.
A person's general emotional experience extending across a period of time.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
Afekt / duygulanım Affect
Yaşantıya ve düşünceye eşlik eden, görüşmede dışarıdan gözlenebilen anlık duygusal görünüm.
The momentary, externally observable emotional expression accompanying experience and thought.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
Ötimi Euthymia
Kitabın belirgin duygudurum yükselmesi veya çökmesi bulunmaması olarak açıkladığı durum.
A state described in the book by the absence of marked mood elevation or depression.
İrritabl duygudurum Irritable mood
Engellenmeye kolay öfkelenme ve çabuk sinirlenmenin öne çıktığı duygudurum.
A mood characterized by readiness to become angry or irritated by frustration.
Değişken afekt Labile affect
Kitabın duygulanımda ani ve belirgin değişmeler olarak ele aldığı görünüm.
An emotional presentation described in the book as showing sudden, marked changes.
Aleksitimi Alexithymia
Kendi duygularını fark etme ve onları tanımlamada yaşanan güçlük.
Difficulty recognizing and describing one's own feelings.
Ambivalans Ambivalence
Aynı konuya ilişkin birbirine zıt duygusal yönelimlerin birlikte bulunması.
Coexistence of opposing emotional attitudes toward the same subject.
Psikomotor yavaşlama Psychomotor slowing
Kitabın motor etkinliklerde azalma olarak anlattığı hareket yavaşlaması.
Slowing described in the book through a reduction in motor activity.
Akatizi Akathisia
İçsel huzursuzluğa eşlik eden yerinde duramama ve hareket etme gereksinimi; kitap bunu ilaç etkileriyle de ilişkilendirir.
Inner restlessness accompanied by inability to remain still and an urge to move, also discussed in relation to medication effects.
Katapleksi Cataplexy
Kitabın duygusal uyaranlarla tetiklenebilen geçici kas tonusu kaybı olarak tanımladığı olgu.
A phenomenon described in the book as temporary loss of muscle tone that may be triggered by emotion.
Ruhsal gerekircilik Psychic determinism
Psikanalitik bölümde ruhsal olayların önceki olaylarla nedensel olarak belirlendiğini öne süren varsayım.
A psychoanalytic assumption proposing that mental events are causally determined by preceding events.
Birincil süreç Primary process
Kitabın psikanalitik çerçevesinde haz arayışı, yoğunlaştırma ve yer değiştirme gibi özelliklerle betimlenen işleyiş.
A mode of functioning described in the book's psychoanalytic framework through pleasure seeking, condensation and displacement.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
İkincil süreç Secondary process
Psikanalitik çerçevede dış gerçekliği dikkate alarak dürtü doyumunu erteleyebilen zihinsel işleyiş.
Mental functioning described psychoanalytically as taking external reality into account and postponing drive satisfaction.
Haz ilkesi Pleasure principle
Psikanalitik bölümde gerginliği azaltma, acıdan kaçınma ve haz aramaya yönelen işleyiş ilkesi.
A psychoanalytic principle of seeking pleasure and reducing tension while avoiding unpleasure.
Gerçeklik ilkesi Reality principle
Haz arayışının dış dünyanın koşulları doğrultusunda ertelenmesi veya değiştirilmesini anlatan kuramsal ilke.
A theoretical principle describing postponement or modification of pleasure seeking in accordance with external conditions.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Topoğrafik model Topographic model
Freud'un ruhsal süreçleri bilinç, önbilinç ve bilinçdışı sistemleriyle ele aldığı kuramsal düzen.
Freud's theoretical organization of mental processes into conscious, preconscious and unconscious systems.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Önbilinç Preconscious
Kitabın, o anda bilinçte bulunmayan fakat dikkat ve çabayla bilince getirilebilen içeriklere verdiği ad.
The book's term for material not currently conscious but potentially accessible through attention and effort.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Altbenlik / id Id
Yapısal kuramda dürtülerin ruhsal temsilcilerini içeren ve haz ilkesiyle açıklanan bileşen.
A component of structural theory containing mental representatives of drives and described through the pleasure principle.
Benlik / ego Ego
Yapısal kuramda dürtülerle dış dünya arasında düzenleme ve aracılık işlevleriyle ele alınan bileşen.
A component of structural theory discussed through regulation and mediation between drives and the external world.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Üstbenlik / süperego Superego
Yapısal kuramda içselleştirilmiş yasaklar, ahlaki değerler ve standartlarla ilişkilendirilen bileşen.
A component of structural theory associated with internalized prohibitions, moral values and standards.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Bastırma Repression
Kitabın psikanalitik çerçevesinde, rahatsızlık yaratabilecek içeriğin bilinçten uzak tutulmasıyla açıklanan savunma.
A defence described in the book's psychoanalytic framework as keeping potentially distressing material out of consciousness.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Baskılama Suppression
Rahatsız edici düşünce veya duyguları bilinçli olarak odağın dışına itme; kitap bunu bastırmadan ayırır.
Deliberately moving troubling thoughts or feelings out of focus, distinguished from repression in the book.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Gerileme Regression
Zorlanma karşısında daha önceki gelişim dönemlerine özgü işleyişlere dönüşü anlatan psikodinamik kavram.
A psychodynamic concept describing a return to earlier developmental modes of functioning under strain.
Yapma-bozma Undoing
Bir eylemin etkisini ikinci bir eylemle sanki gerçekleşmemiş gibi giderme girişimini anlatan savunma.
A defence described as attempting to cancel an action through a second action, as though the first had not occurred.
Yalıtma Isolation of affect
Düşüncenin kendisine eşlik eden duygudan ayrılmasıyla açıklanan psikodinamik savunma.
A psychodynamic defence described through separation of an idea from its accompanying emotion.
İlgili yazılar: Bastırma ile baskılama neden aynı şey değildir?
Karşıt tepki oluşturma Reaction formation
Çatışan duygulardan birinin abartılı biçimde öne çıkarılarak karşıt yönelimin baskı altında tutulmasını anlatan savunma.
A defence in which one of two conflicting attitudes is exaggerated while its opposite is kept under pressure.
Yer değiştirme Displacement
Psikanalitik anlatımda bir düşüncenin yoğunluğunun onunla bağlantılı başka bir düşünceye kayması.
In the psychoanalytic account, the intensity of an idea shifting to another associated idea.
Ussallaştırma Rationalization
Gerçek güdülenmesi fark edilmeyen davranış veya duygulara mantıksal ya da kabul edilebilir bir açıklama getirme.
Providing a logical or acceptable explanation for behaviour or feelings whose underlying motivation is not recognized.
Yüceltme Sublimation
Psikanalitik kuramda dürtülerin amaç veya nesnelerinin toplumsal olarak onaylanan etkinliklere yönelmesi.
A psychoanalytic concept describing redirection of drive aims or objects toward socially approved activities.
Panik atağı Panic attack
Kitabın ani başlayan yoğun korku ve bedensel-bilişsel belirtilerle anlattığı, farklı klinik durumlarda görülebilen atak.
An episode of abruptly arising intense fear with bodily and cognitive features, described as occurring in different clinical contexts.
İlgili yazılar: Panik atağı, panik bozukluğu ve kaçınma: üç ayrı düzey
Panik bozukluğu Panic disorder
Kitapta beklenmedik ve yineleyici panik atakları ile yeniden atak yaşama korkusunun öne çıktığı klinik tablo.
A clinical presentation described through recurrent unexpected panic attacks and fear of further attacks.
İlgili yazılar: Panik atağı, panik bozukluğu ve kaçınma: üç ayrı düzey
Beklenti anksiyetesi Anticipatory anxiety
Bir panik atağının veya korkulan bir durumun yeniden yaşanacağı beklentisiyle ortaya çıkan kaygı.
Anxiety arising from anticipation of another panic attack or a feared situation.
İlgili yazılar: Panik atağı, panik bozukluğu ve kaçınma: üç ayrı düzey
Agorafobi Agoraphobia
Kitabın, sıkıntı yaşandığında kaçışın veya yardım almanın zor olacağı durumlardan korku ve kaçınma üzerinden ele aldığı kavram.
A concept discussed in the book through fear and avoidance of situations where escape or help may be difficult during distress.
İlgili yazılar: Panik atağı, panik bozukluğu ve kaçınma: üç ayrı düzey
Felaketleştirerek yanlış yorumlama Catastrophic misinterpretation
Panik bozukluğunun bilişsel modelinde bedensel duyumların ağır bir tehlikenin işareti olarak yorumlanması.
In the cognitive model of panic, interpreting bodily sensations as signs of severe danger.
İlgili yazılar: Panik atağı, panik bozukluğu ve kaçınma: üç ayrı düzey
Belirsizliğe tahammülsüzlük Intolerance of uncertainty
Kitabın yaygın anksiyete modellerinde belirsiz bilgi ve durumlara verilen bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkilerle ele aldığı kavram.
A concept discussed in the book's models of generalized anxiety through cognitive, emotional and behavioural responses to uncertainty.
İlgili yazılar: Panik atağı, panik bozukluğu ve kaçınma: üç ayrı düzey
Tip 2 endişe / endişe hakkında endişe Type 2 worry / meta-worry
Kişinin kendi düşünme süreci hakkında kaygılanması ve bu süreci olumsuz değerlendirmesi.
Worry about one's own thinking processes and negative appraisal of those processes.
Hipoaktif deliryum Hypoactive delirium
Deliryumun hareketlilik, konuşma ve uyanıklıkta azalmanın öne çıktığı, kitapta gözden kaçabileceği belirtilen görünümü.
A presentation of delirium with reduced activity, speech and alertness, noted in the book as liable to be missed.
İlgili yazılar: Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Hiperaktif deliryum Hyperactive delirium
Deliryumun belirgin hareketlilik, huzursuzluk ve dış uyarana artmış tepkiyle anlatılan görünümü.
A presentation of delirium described through increased motor activity, restlessness and responsiveness to external stimuli.
İlgili yazılar: Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Karma tip deliryum Mixed delirium
Aynı kişide hipoaktif ve hiperaktif görünümlerin değişerek ortaya çıkması.
Alternation of hypoactive and hyperactive presentations in the same person.
İlgili yazılar: Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Konsültasyon liyezon psikiyatrisi Consultation-liaison psychiatry
Psikiyatri ile diğer tıp alanları arasında, fiziksel hastalıkla ruhsal ve sosyal sorunların etkileşimini ele alan işbirliği alanı.
An area of collaboration between psychiatry and other medical specialties addressing interactions between physical illness and psychological and social problems.
İlgili yazılar: Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Psikosomatik tıp Psychosomatic medicine
Kitabın biyolojik, ruhsal ve sosyal süreçleri birlikte ele alan tıp yaklaşımıyla ilişkilendirdiği alan.
A field associated in the book with a medical approach considering biological, psychological and social processes together.
İlgili yazılar: Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Psikoonkoloji Psycho-oncology
Kitabın konsültasyon liyezon alanında kanserle birlikte ele alınan ruhsal sorunlara ayırdığı başlık.
The book's consultation-liaison domain concerning psychological problems associated with cancer.
İlgili yazılar: Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Sınır kişilik örgütlenmesi Borderline personality organization
Kitabın Kernberg çerçevesinde kimlik bütünleşmesi, savunmalar ve gerçeği değerlendirme üzerinden tanımladığı psikodinamik örgütlenme düzeyi.
A psychodynamic level of organization described through Kernberg's framework of identity integration, defences and reality testing.
İlgili yazılar: Borderline tanısı ile kişilik örgütlenmesini ayırmak
Kimlik bütünleşmesi Identity integration
Kernberg çerçevesinde kişinin kendilik ve önemli diğerlerine ilişkin temsillerini bütünlüklü biçimde bir arada tutması.
In Kernberg's framework, integrating representations of oneself and significant others into coherent wholes.
İlgili yazılar: Borderline tanısı ile kişilik örgütlenmesini ayırmak
Kimlik dağınıklığı Identity diffusion
Kitapta kendilik ve nesne tasarımlarının yeterince bütünleşmemiş olmasıyla açıklanan kuramsal kavram.
A theoretical construct explained through insufficient integration of self and object representations.
İlgili yazılar: Borderline tanısı ile kişilik örgütlenmesini ayırmak
Bölme Splitting
Kitabın psikodinamik anlatımında çatışan kendilik ve nesne temsillerini bir araya getirmek yerine ayrı tutan savunma.
A defence described as keeping conflicting self and object representations separate rather than integrating them.
İlgili yazılar: Borderline tanısı ile kişilik örgütlenmesini ayırmak
İlkel idealleştirme Primitive idealization
Kitaptaki kuramsal kullanımında, bir kişinin bazı özelliklerini bütünlüklü değerlendirme olmadan aşırı yüceltme.
In the book's theoretical usage, excessively idealizing selected qualities of another person without an integrated appraisal.
İlgili yazılar: Borderline tanısı ile kişilik örgütlenmesini ayırmak
Yansıtmalı özdeşim Projective identification
Kitabın, kişinin kabul edemediği yönlerini başkasına yüklemesiyle birlikte o kişiyi ilgili yönde hissetmeye veya davranmaya sevk etmesini ele alan kavramı.
A construct describing attribution of disowned aspects to another person together with interpersonal pressure toward corresponding feelings or behaviour.
İlgili yazılar: Borderline tanısı ile kişilik örgütlenmesini ayırmak
Psikoterapi Psychotherapy
Kitapta belirli bir kuramsal anlayışa dayanan, yöntemleri tanımlı ve planlı psikolojik yardım uygulaması olarak ele alınır.
A planned psychological intervention described as having specified methods and a theoretical basis.
Aktarım Transference
Psikodinamik bölümde geçmişte önemli kişilerle yaşanan ilişki ve duyguların terapi ilişkisine taşınması olarak açıklanır.
In the psychodynamic chapter, the carrying of feelings and relationship patterns involving significant people from the past into therapy.
İlgili yazılar: Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
Karşı aktarım Countertransference
Kitabın dar anlamda terapistin geçmişinden gelen tepkileri, geniş anlamda ise danışanın terapistte uyandırdığı duygu ve yanıtları kapsayan kavramı.
A construct covering, narrowly, responses rooted in the therapist's past and, broadly, the feelings and responses evoked in the therapist by the patient.
İlgili yazılar: Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
Direnç (psikodinamik kullanım) Resistance in psychodynamic therapy
Kitabın değişim veya zorlayıcı duygularla karşılaşma sürecinde ortaya çıkan engelleri anlamlandırmak için kullandığı kuramsal kavram.
A theoretical concept used in the book to interpret obstacles arising in change or in encountering difficult feelings.
İlgili yazılar: Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
Destekleyici dinamik psikoterapi Supportive psychodynamic psychotherapy
Kitapta aktarımın çözümlemesine daha sınırlı yer veren ve yararlı yönlendirme ile destekten yararlanabilen dinamik terapi biçimi.
A form of psychodynamic therapy described as limiting transference analysis and allowing supportive guidance.
Bilişsel terapi Cognitive therapy
Kitapta düşünce ve davranış örüntülerini birlikte değerlendiren, hedefleri ve görüşmeleri yapılandırılan, işbirliğine dayalı yaklaşım.
A collaborative approach with structured goals and sessions, examining patterns of thought and behaviour together.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Bilişsel şema Cognitive schema
Önceki yaşantı ve öğrenmelerle oluşarak yeni bilgiyi seçme, kodlama ve anlamlandırma biçimini etkileyen zihinsel yapı.
A mental structure shaped by earlier experience and learning that influences selection, coding and interpretation of new information.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Otomatik düşünce Automatic thought
Kitabın bilişsel modelinde bir olayla birlikte etkinleşen varsayımlara bağlı olarak ortaya çıkan düşünce.
In the book's cognitive model, a thought arising when assumptions are activated by a situation.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Bilişsel çarpıtma Cognitive distortion
Kitabın depresyon modelinde bilgiyi algılama ve yorumlamadaki sistematik yanlılıklar için kullandığı kavram.
A concept used in the book's depression model for systematic biases in perception and interpretation.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Keyfi çıkarsama Arbitrary inference
Yeterli destekleyici kanıt olmadan, hatta karşıt bilgi varken bir sonuca ulaşma.
Reaching a conclusion without sufficient supporting evidence, even when contrary information is present.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Seçici soyutlama Selective abstraction
Bir durumun daha geniş bağlamını gözden kaçırıp tek bir ayrıntıyı değerlendirmenin temeli yapma.
Basing an appraisal on one detail while overlooking the broader context.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Aşırı genelleme Overgeneralization
Sınırlı bir olaydan çok daha geniş durumları kapsayan bir sonuca varma.
Drawing a conclusion covering many situations from a limited event.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Abartma Magnification
Bir olayın önemini veya olası sonuçlarını olduğundan büyük değerlendirme.
Appraising the importance or possible consequences of an event as larger than warranted.
Küçültme Minimization
Önem taşıyan bir olayın veya bilginin değerini olduğundan az değerlendirme.
Underestimating the significance of an important event or piece of information.
Kişileştirme Personalization
Yeterli ilişki kurulmadan kişinin dışındaki olaylardan kendisini sorumlu tutması.
Holding oneself responsible for external events without an adequate connection.
İkili / ya hep ya hiç düşünme Dichotomous thinking
Yaşantıları ara olasılıklara yer vermeden birbirine zıt iki kategoride değerlendirme.
Evaluating experiences in two opposing categories without allowing intermediate possibilities.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Bilişsel üçlü Cognitive triad
Beck'in depresyon modelinde kendilik, dünya veya yaşam ve geleceğe ilişkin olumsuz değerlendirme alanlarının birlikteliği.
In Beck's model of depression, the combination of negative appraisals of self, world or life, and future.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Terapi ev ödevi Therapy homework
Kitaptaki bilişsel terapi çerçevesinde seans dışındaki gözlem ve uygulamaların görüşmelerde yeniden değerlendirilmesi için planlanması.
In the book's cognitive therapy framework, planning between-session observations or practice for subsequent review.
İlgili yazılar: Bilişsel terapi yalnızca “olumlu düşünmek” değildir
Gizlilik Confidentiality
Değerlendirme ve tedavide edinilen özel bilgilerin korunması; kitap paylaşım ve istisnaları ayrıca tartışır.
Protection of private information obtained in assessment and treatment, with disclosure and exceptions discussed separately in the book.
İlgili yazılar: Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
Aydınlatılmış onam Informed consent
Önerilen süreç, seçenekler ve olası etkiler hakkında anlaşılır bilgi sunulmasıyla kişinin karar vermesinin desteklenmesi.
Supporting a person's decision through understandable information about the proposed process, alternatives and possible effects.
İlgili yazılar: Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
Karar verme yeterliliği Decision-making capacity
Kitapta belirli bir tedavi kararına ilişkin bilgiyi anlayıp değerlendirebilme üzerinden ele alınan, konuya özgü yeterlilik.
A decision-specific ability discussed through understanding and evaluating information about a particular treatment decision.
İlgili yazılar: Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
Yayında kimliğin korunması Protecting identity in publication
Olgu anlatımı veya eğitimde kişiyi tanınabilir kılacak bilgilerin korunması; kitap yalnızca ad değiştirmenin yetmeyebileceğini belirtir.
Protecting information that could identify a person in case material or teaching; the book notes that changing a name alone may be insufficient.
İlgili yazılar: Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
Cinsel sağlık Sexual health
Kitabın fiziksel, duygusal ve toplumsal boyutlarıyla, zorlama ve ayrımcılık olmadan yaşanabilen cinsellik bağlamında ele aldığı iyilik hâli.
Wellbeing discussed through the physical, emotional and social dimensions of sexuality without coercion or discrimination.
Homofobi Homophobia
Kitabın eşcinsel kimliklere yönelik dışlama, gizlenme baskısı ve olumsuz toplumsal tutumlar çerçevesinde ele aldığı kavram.
A concept discussed through exclusion, pressure to conceal same-sex identities and negative social attitudes.
Psikiyatrik semiyoloji Psychiatric semiology
Psikiyatrik belirti ve bulguların muayene başlıkları içinde tanımlanıp incelenmesi.
Description and examination of psychiatric symptoms and signs within assessment domains.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili
Deliryum Delirium
Kitabın kısa sürede gelişen dikkat ve bilinç değişimleriyle, gün içinde dalgalanabilen klinik seyir üzerinden ele aldığı tablo.
A clinical presentation described through rapidly developing changes in attention and awareness with fluctuation over the day.
İlgili yazılar: Psikosomatik demek “hayalî” demek değildir
Psikodinamik psikoterapi Psychodynamic psychotherapy
Kitapta kişinin kendine özgü öyküsü, bilinçdışı çatışmaları ve ilişkilerde oluşan anlamlar üzerinden ele alınan terapi yaklaşımı.
A therapeutic approach discussed through personal history, unconscious conflicts and meanings emerging in relationships.
İlgili yazılar: Terapi ilişkisinde güven: aktarım, mahremiyet ve onam
Sosyal ve mesleki işlevsellik Social and occupational functioning
Yaşanan güçlüklerin ilişkileri, sosyal katılımı ve çalışma yaşamını ne ölçüde etkilediğini değerlendirme alanı.
An assessment domain concerning the effects of difficulties on relationships, social participation and working life.
B3 · Bölüm 2 · basılı s. 32 · PDF s. 37
Seçilmiş kitap pasajının açıklamasıdır; tam tanı ölçütü veya güncel klinik rehber değildir.
İlgili yazılar: Bir belirti tanı değildir: semiyolojinin dili