Kitabın çıkış noktası
Burns, etkinliğe başlamanın zorlaşmasını anlatırken değişmez bir “tembel insan” etiketiyle açıklama yapmaya itiraz eder. Kitaptaki düşünce, duygu ve davranış döngüsünde, uzak durulan etkinlikler ve giderek olumsuzlaşan değerlendirmeler birbirini besler. Günlük aktivite programı, kişinin planladığı şeylerle gerçekte yaptıklarını ayrı kaydetmesini önerir. Yapabilme duygusu ile zevk alma boyutları da tek bir puanda eritilmez.
Bununla birlikte aynı bölümde çalışmayı reddetme veya kendine zarar verme isteği üzerine sert ifadeler de vardır. Kitabın bütün tonunu şefkatli bir modelmiş gibi sunmak kaynakla uyumlu olmaz. Bizim seçtiğimiz öğretim odağı, kişinin ahlaki niteliği değil, bir işe başlama sürecinde hangi beklentilerin, koşulların ve gözlemlerin bulunduğudur. Bu tercih, açıkça bizim editoryal yaklaşımımızdır.
Bir işin dört farklı sorusu
Kurgu bir atölye sorumlusu olan Deniz, ortak malzeme rafını düzenlemeyi geciktiriyor. “Başlamadım” bir davranış kaydıdır. “Bütün gün sürecek” bir süre tahminidir. “Zaten kimse kullanmayacak” bir yarar tahminidir. “Ben sorumsuzum” ise bütün kişiliğe yayılan bir hükümdür. Dördüne birden aynı yanıt verilemez. Süre için işin kapsamı incelenebilir; kullanım için başka kişilere sorulabilir; davranış için plan gözden geçirilebilir. Kişilik hükmü ise bu verilerin hiçbirinden zorunlu olarak çıkmaz.
Örnekte ilk soru Deniz’in rafı düzenlemeye gerçekten yetkisi ve zamanı olup olmadığıdır. Başkasının malzemesine dokunması uygun olmayabilir. O gün dinlenmeye ihtiyacı olabilir. Bu koşullar açıklığa kavuşmadan sadece “başla” demek, düşünce incelemesi yerine dışarıdan baskı koymaktır. Kaynakta geçen etkinlik fikrini kendi eğitimimizde kullanırken bu bağlam denetimini ekliyoruz.
Küçük adımın sonucu açık kalmalı
Güvenli ve düşük yükte bir deneme uygun bulunursa, örneğin yalnızca boş kutuları ayırmak seçilebilir. Bu, rafın tamamını bitirme sözü değildir. Önce beklenen güçlük, ardından gerçekte ne olduğu konuşulur. İş kolay geldiyse bir bilgi edinilmiştir. Beklenenden zor geldiyse de bilgi edinilmiştir. Deneme, yazarın veya eğitmenin haklı olduğunu kanıtlamak için kurulmaz.
Burns’ün erteleme ve zevk tahmini çalışmalarında beklenti ile gözlemi ayırmak bu açıdan değerli bir başlangıçtır. Fakat öğretim metnimiz sonucu peşinen “mutlaka daha iyi hissedeceksin” diye yazmaz. Böyle bir söz, olumsuz sonuç geldiğinde katılımcıyı başarısız ilan etme tehlikesi taşır. Daha dürüst sonuç cümlesi, “Bu denemeden ne öğrendik ve sonraki kararı hangi bilgiyle vereceğiz?” sorusudur.
Ustalık ile zevk aynı sütun değil
Kitap, etkinlikleri ustalık ve zevk boyutlarıyla ele alır. Bu ayrım, bir işin yapıldığını görmenin verdiği tatmin ile ondan hoşlanmanın aynı olmayabileceğini anlatmak için kullanılabilir. Bir gündelik iş tamamlanmış olabilir ama eğlenceli bulunmayabilir. Öte yandan keyif veren bir etkinliğin bir üretim çıktısı olması gerekmez.
Bu ayrımı eğitimde kullanmak için kitabın formunu çoğaltmaya ihtiyaç yoktur. Kurgu bir olay üzerinden, “Ne yapıldı?”, “Ne beklendi?” ve “Deneyim nasıl anlatıldı?” sorularına farklı yanıtlar istenebilir. Bu sorular bizim özgün sınıf çalışmamızdır; klinik ölçek değildir. Zorluk veya tatmin bildirimlerini tanı puanına, başarı sertifikasına veya kişinin çalışkanlığının ölçüsüne dönüştürmeyiz.
İradenin değil, tasarımın değerlendirilmesi
Bu derste iyi kurulmuş bir denemenin üç özelliğini ararız: sınırları anlaşılır olması, sonucunun önceden dayatılmaması ve farklı sonuçların ne anlama geleceğinin düşünülebilmesi. Sürekli artan iş yükü, fiziksel ağrı veya güvenlik sorunu varsa alıştırmayı büyütmek değil, alıştırmanın uygunluğunu yeniden değerlendirmek gerekir. Bu bir kişisel tedavi çizelgesi değil, eğitim tasarımındaki ihtiyat ilkesidir.
Başlayamamak hakkında daha yararlı bir dil, “Nasıl birisin?” sorusundan “Burada hangi iş, hangi koşul ve hangi beklenti var?” sorusuna geçer. Böylece gerçek engeller görünmez hale gelmez. Kitaptan aldığımız düşünce-davranış ayrımını, kendi uygulamamızda açık uçlu gözlem ve kişinin seçme hakkıyla birlikte kullanırız. Amaç herkesi daha fazla çalıştırmak değil, bir davranışı açıklarken kişiliğe ilişkin kestirme hükümlere başvurmamayı öğrenmektir.
English abstract
An original reading of task avoidance and activity planning. The article distinguishes the book’s observations from moral judgments, and turns a proposed activity into an open-ended learning experiment rather than a promised cure.
Kaynak izi ve inceleme sınırları
- B04 · David D. Burns, İyi Hissetmek, Psikonet, 24. basım, 2016. Basılı s. 101–114 · PDF 103–116.
- B04 · David D. Burns, İyi Hissetmek, Psikonet, 24. basım, 2016. Basılı s. 114–124 · PDF 116–126.
- B04 · David D. Burns, İyi Hissetmek, Psikonet, 24. basım, 2016. Basılı s. 127–128 · PDF 129–130.