PsikofilolojiZihin · Dil · İnsan
Stahl / Kaynak okuma dizisi

Stahl: Molekülden klinik dile

Sekiz özgün yazı ve 130 Türkçe–İngilizce kavramla kaynak izli okuma seçkisi.

30 Eylül 2026 · Kitap kaynaklı eğitim seçkisi · Güncel klinik inceleme tamamlanmış değildir

Stahl (2012) kitap bağlamı ayrıca eklenmiştir. Sayfa izi kontrolü güncel klinik kanıt kontrolü değildir; kitap eki mevcut tanımın inceleme statüsünü genişletmez. Eğitim amaçlıdır; tanı, reçete veya ilaç başlama/bırakma önerisi değildir.

Bu seçki kitabın tamamının dökümü değildir. 130 iki dilli tanım ve sekiz Türkçe yazı içerir. Başlık düzeyinde kalan 63 aday yayımlanmamıştır.

Stephen M. Stahl, Stahl’ın Temel Psikofarmakolojisi: Nörobilimsel ve Pratik Uygulamalar; üçüncü baskı, Türkçe 1. basım 2012; çeviri editörü İ. Tayfun Uzbay; ISBN 978-605-4499-33-5

Kitap bağlamında 130 terim

Buradaki tanımlar 2012 baskısındaki seçilmiş pasajlara dayanır. Bağlantılar mevcut kanonik maddelere gider; mevcut güçlü tanımların yerine geçmez.

Nöron Neuron

Bilgiyi alan, hücre içinde işleyen ve başka hücrelere ileten sinir hücresi; kitap bunu somatik, dendritik ve aksonal bölümleriyle açıklar.

A nerve cell that receives, processes and communicates information through specialized cellular compartments.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 1, 2, 7 · PDF s. 12, 13, 18

İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir

Soma / hücre gövdesi Soma / cell body

Nöronun çekirdeğini ve pek çok hücresel üretim yapısını içeren ana bölümü.

The main neuronal compartment containing the nucleus and much of the cell's biosynthetic machinery.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 2, 7 · PDF s. 13, 18

İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir

Dendrit Dendrite

Nöronun çoğunlukla gelen sinyalleri aldığı, dallanabilen uzantısı.

A branching neuronal process that commonly receives incoming signals.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 2, 3, 7 · PDF s. 13, 14, 18

İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir

Dendritik yumru / diken Dendritic spine

Dendrit üzerinde bulunan, birçok sinaptik temasın yerleştiği küçük çıkıntı.

A small dendritic protrusion that provides a site for many synaptic contacts.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 2, 12 · PDF s. 13, 23

Kitapta “dendritik yumru” karşılığı kullanılır; diken alternatif arama etiketi olarak eklenmiştir.

Akson Axon

Nörondan çıkan sinyalin uzak bağlantılara taşınmasında görev alan özelleşmiş uzantı.

A specialized neuronal process that conveys outgoing signals toward distant connections.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 2, 7 · PDF s. 13, 18

İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir

Akson tepeciği Axon hillock

Hücre gövdesinden aksonun çıktığı ve kitabın elektriksel sinyal başlangıcıyla ilişkilendirdiği bölge.

The region where the axon emerges from the soma, associated in the book with electrical signal initiation.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 7 · PDF s. 18

Tepecik ve başlangıç segmentinin ayrıntılı anatomik ayrımı bu kısa taslağın kapsamı dışındadır.

Presinaptik akson sonlanması Presynaptic axon terminal

Aksonun, kimyasal iletinin hedef hücreye aktarılmasına katılan uç bölümü.

The axonal ending involved in chemical communication with a target cell.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 2, 7 · PDF s. 13, 18

Piramidal nöron Pyramidal neuron

Kitapta üçgensi hücre gövdesi, belirgin apikal dendriti ve daha küçük bazal dendritleriyle betimlenen nöron tipi.

A neuronal type depicted with a roughly triangular soma, a prominent apical dendrite and basal dendrites.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 3 · PDF s. 14

Purkinje hücresi Purkinje cell

Kitabın serebellumdaki yoğun dallanmış dendritik yapısıyla örneklediği özgün nöron tipi.

A distinctive neuronal type illustrated through its extensive dendritic arbor in the cerebellum.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 5 · PDF s. 16

Sepet nöronu Basket neuron

Aksonal sonlanmaları başka nöronların çevresinde sepet benzeri bağlantılar kuran nöron tipi.

A neuronal type whose axonal endings form basket-like connections around other neurons.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 4 · PDF s. 15

Şamdan nöronu Chandelier neuron

Dallanmış akson sonlanmalarıyla piramidal nöronların akson başlangıç bölgelerine bağlantılar kuran nöron tipi.

A neuronal type with branching terminals that contact the axon-initial regions of pyramidal neurons.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 6 · PDF s. 17

Protein sentezi Protein synthesis

Genetik bilginin RNA üzerinden işlenerek hücrenin yapısal ve düzenleyici proteinlerinin üretilmesi.

The production of structural and regulatory proteins using genetic information conveyed through RNA.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 10, 11 · PDF s. 21, 22

İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir

Haberci RNA Messenger RNA

Protein üretiminde kullanılacak genetik bilginin hücre içinde taşınmasına aracılık eden RNA.

RNA that conveys genetic information for protein production within the cell.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 10, 12 · PDF s. 21, 23

Kaba endoplazmik retikulum Rough endoplasmic reticulum

Kitapta özellikle zar ve salgı proteinlerinin üretim yolunda ele alınan hücre içi yapı.

An intracellular structure discussed in the production pathway for membrane and secreted proteins.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 11 · PDF s. 22

Golgi cisimciği Golgi apparatus

Üretilen bazı proteinlerin işlenmesi ve taşınmak üzere paketlenmesine katılan hücresel yapı.

A cellular structure involved in processing and packaging selected proteins for transport.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 11, 12 · PDF s. 22, 23

Mikrotübül Microtubule

Hücre iskeletinin parçası olan ve nöron içinde madde taşınmasına yol sağlayan tübüler yapı.

A tubular cytoskeletal structure that provides routes for intracellular transport.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 8, 14 · PDF s. 19, 25

Sinaptik vezikül Synaptic vesicle

Nörotransmitterleri salgılanmaya kadar saklayabilen küçük zarla çevrili kesecik.

A small membrane-bound compartment that stores neurotransmitters for release.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 8, 15 · PDF s. 19, 26

Aksonal taşıma Axonal transport

Protein, organel ve diğer hücresel yüklerin akson boyunca yer değiştirmesi.

Movement of proteins, organelles and other cellular cargo along an axon.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 12, 16, 17 · PDF s. 23, 27, 28

Anterograd aksonal taşıma Anterograde axonal transport

Hücresel yükün nöron gövdesinden akson uçlarına doğru taşınması.

Transport of cellular cargo from the soma toward axonal terminals.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 16 · PDF s. 27

İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir

Retrograd aksonal taşıma Retrograde axonal transport

Hücresel yükün akson uçlarından hücre gövdesine doğru taşınması.

Transport of cellular cargo from axonal terminals toward the soma.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 17 · PDF s. 28

Retrograd nörotransmisyonla aynı süreç değildir.

İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir

Nöropeptid Neuropeptide

Peptid yapılı sinirsel haberci; kitap üretimini, paketlenmesini ve terminale taşınmasını küçük moleküllü habercilerden ayırır.

A peptide neural messenger whose synthesis, packaging and transport differ from those of small-molecule transmitters.

B1 · Bölüm 1 · Basılı s. 19 · PDF s. 30

Nörogenez Neurogenesis

Yeni nöronların oluşumu; kitap bunu sinapsların değişmesinden ayrı bir hücresel süreç olarak işler.

Formation of new neurons, distinct from changes in the connections of existing neurons.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 23, 24 · PDF s. 34, 35

Erişkin insandaki kapsam ve ölçüm tartışmaları güncel kontrol notunda ayrıca ele alınmıştır.

İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir

Nöronal göç Neuronal migration

Gelişen nöronların ortaya çıktıkları yerlerden yerleşecekleri bölgelere hareket etmesi.

Movement of developing neurons from their sites of origin toward their destinations.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 29, 30 · PDF s. 40, 41

İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir

Sinaptogenez Synaptogenesis

Nöronlar arasında sinaptik bağlantıların kurulması ve bu bağlantıların yapısal olarak düzenlenmesi.

Formation and structural organization of synaptic connections between neurons.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 31, 39, 41 · PDF s. 42, 50, 52

İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir

Sinaptik plastisite Synaptic plasticity

Sinaptik bağlantıların gücünün veya yapısının etkinlik ve deneyimle değişebilmesi.

Activity- and experience-related change in the strength or structure of synaptic connections.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 36, 44, 45 · PDF s. 47, 55, 56

İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir

Sinaptik budanma Synaptic pruning

Sinaptik bağlantıların bir bölümünün elenmesiyle sinir ağının yeniden düzenlenmesi.

Reorganization of a neural network through elimination of some synaptic connections.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 41, 46 · PDF s. 52, 57

İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir

Apoptozis Apoptosis

Kitabın gelişimsel nöron seçimiyle de ilişkilendirdiği programlı hücre ölümü süreci.

A programmed cell-death process also discussed in relation to developmental neuronal selection.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 27, 28 · PDF s. 38, 39

İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir

Nekroz Necrosis

Hücre hasarı ve bütünlüğün bozulmasıyla ilişkili hücre ölümü; kitap bunu apoptozisten ayırır.

Cell death associated with injury and loss of cellular integrity, distinguished from apoptosis.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 28, 29 · PDF s. 39, 40

Nörotrofik faktör Neurotrophic factor

Nöronların gelişimini, korunmasını veya bağlantı kurmasını etkileyen büyüme ve destek sinyali.

A growth or support signal influencing neuronal development, maintenance or connectivity.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 26, 29 · PDF s. 37, 40

Beyin kökenli nörotrofik faktör (BDNF) Brain-derived neurotrophic factor

Kitapta nöronların gelişim ve yaşamsal işlevlerini destekleyen nörotrofik faktörler arasında yer alan protein.

A protein listed among neurotrophic factors supporting neuronal development and maintenance.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 29 · PDF s. 40

İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir

Sinir büyüme faktörü (NGF) Nerve growth factor

Nöronal büyüme ve yaşamsal destek süreçleriyle ilişkili nörotrofik faktör.

A neurotrophic factor associated with neuronal growth and survival support.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 29 · PDF s. 40

Aksonal büyüme konisi Axonal growth cone

Gelişen aksonun hedefe yönelmesine ve ilk temaslarına katılan hareketli uç bölge.

A motile region at a growing axon's tip involved in guidance and initial contacts.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 32 · PDF s. 43

Dendritik ağaç dallanması Dendritic arborization

Dendritik uzantıların dallanıp genişleyerek hücrenin bağlantı yüzeyini oluşturması.

Branching and expansion of dendritic processes to form the cell's receptive arbor.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 34, 35 · PDF s. 45, 46

Hücre adezyon molekülü (CAM) Cell adhesion molecule

Hücrelerin birbirini tanımasına, tutunmasına ve bağlantıların düzenlenmesine katılan molekül.

A molecule involved in cellular recognition, adhesion and organization of connections.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 31, 36, 41 · PDF s. 42, 47, 52

Sinaps Synapse

Bir nöronun başka bir hücreyle sinyal alışverişinde bulunduğu özelleşmiş bağlantı bölgesi.

A specialized connection through which a neuron communicates with another cell.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 37, 38 · PDF s. 48, 49

Presinaptik bölge Presynaptic compartment

Kimyasal sinapsta nörotransmitter salgılayan tarafın özelleşmiş bölümü.

The specialized transmitter-releasing side of a chemical synapse.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 38 · PDF s. 49

Postsinaptik bölge Postsynaptic compartment

Kimyasal sinapsta salınan haberciye reseptörler aracılığıyla yanıt veren taraf.

The side of a chemical synapse that responds to released messengers through receptors.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 38 · PDF s. 49

Sinaptik aralık Synaptic cleft

Presinaptik ve postsinaptik yüzeyler arasında kimyasal iletinin gerçekleştiği dar boşluk.

The narrow extracellular space between the communicating surfaces of a chemical synapse.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 38 · PDF s. 49

Akso-aksonik sinaps Axoaxonic synapse

Bir nöronun aksonunun başka bir nöronun aksonuyla bağlantı kurduğu sinaps.

A synaptic connection from one neuron's axon onto another axon.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 37 · PDF s. 48

Akso-dendritik sinaps Axodendritic synapse

Akson sonlanmasının bir dendrit üzerinde bağlantı kurduğu sinaps.

A synaptic connection from an axon terminal onto a dendrite.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 37 · PDF s. 48

Akso-somatik sinaps Axosomatic synapse

Akson sonlanmasının başka bir nöronun hücre gövdesi üzerinde kurduğu sinaps.

A synaptic connection from an axon terminal onto another neuron's soma.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 37 · PDF s. 48

Uzun vadeli güçlenme Long-term potentiation

Sinaptik etkinliğin ardından bağlantı yanıtının kalıcı biçimde güçlenmesiyle ilişkilendirilen süreç.

A process associated with a lasting increase in synaptic responsiveness following activity.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 44, 45 · PDF s. 55, 56

Bu kısa tanım kitabın şekil açıklamalarına dayanır; deneysel indüksiyon protokolü değildir.

Eksitotoksisite Excitotoxicity

Aşırı uyarıcı iletinin hücresel işlev bozukluğu veya hasara katkıda bulunması.

Cellular dysfunction or damage associated with excessive excitatory signalling.

B1 · Bölüm 2 · Basılı s. 42, 46, 47, 48 · PDF s. 53, 57, 58, 59

Kitabın belirti-devre şemaları kişisel tanı veya tek nedenli hastalık açıklaması değildir.

Nörotransmitter Neurotransmitter

Nöronlar arasındaki kimyasal haberleşmede reseptörler üzerinden etkili olan endojen haberci.

An endogenous chemical messenger acting through receptors in communication between neurons.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 51, 53, 54 · PDF s. 62, 64, 65

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

Ko-transmisyon / eş iletim Cotransmission

Bir nöronun haberleşmede birden fazla nörotransmitter kullanabilmesi.

Use of more than one neurotransmitter by a neuron in communication.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 53, 54 · PDF s. 64, 65

Kitaptaki “doğal polifarmasi” benzetmesi birden fazla ilaç kullanma önerisi değildir.

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

Retrograd nörotransmisyon Retrograde neurotransmission

Postsinaptik taraftan çıkan bir haberciyle presinaptik tarafa geriye yönlü sinyal iletilmesi.

Chemical signalling from a postsynaptic site back toward the presynaptic side.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 57 · PDF s. 68

Akson içindeki retrograd yük taşınmasından ayrıdır.

İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir

Yoğunluk / hacim iletisi Volume transmission

Kimyasal habercilerin dar bir sinaptik temasa bağlı kalmadan yayılıp eriştikleri reseptörleri etkileyebilmesi.

Chemical communication through diffusion beyond a narrowly apposed synaptic contact.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 58, 59, 60 · PDF s. 69, 70, 71

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

Otoreseptör Autoreceptor

Nöronun kendi kullandığı nörotransmittere yanıt veren ve iletinin düzenlenmesine katılan reseptör.

A receptor responding to the neuron's own transmitter and contributing to regulation of signalling.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 60 · PDF s. 71

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

Uyarılma-salınım eşleşmesi Excitation–secretion coupling

Elektriksel uyarılmanın kalsiyumla ilişkili adımlar üzerinden nörotransmitter salınımına bağlanması.

Coupling of electrical excitation to neurotransmitter release through calcium-related steps.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 60, 61 · PDF s. 71, 72

Sinyal transdüksiyonu Signal transduction

Bir sinyalin hücre içinde ardışık moleküler olaylara dönüştürülmesi.

Conversion of a signal into successive intracellular molecular events.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 61, 64, 65 · PDF s. 72, 75, 76

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

Birinci ulak First messenger

Hücredeki hedef reseptöre ulaşarak bir sinyal zincirini başlatan haberci.

A messenger that reaches a target receptor and initiates a signalling sequence.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 65, 67, 69 · PDF s. 76, 78, 80

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

İkinci ulak Second messenger

Reseptörün etkinleşmesi sonrasında hücre içinde oluşan veya kullanılabilirliği değişen iletim aracısı.

An intracellular intermediary generated or mobilized following receptor activation.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 65, 67, 70 · PDF s. 76, 78, 81

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

Siklik AMP (cAMP) Cyclic AMP

G proteinine bağlı bazı sinyal yollarında görev yapan ikinci ulak.

A second messenger operating in some G-protein-linked signalling pathways.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 67, 70, 73 · PDF s. 78, 81, 84

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

Adenilil siklaz Adenylyl cyclase

Kitapta cAMP üretimiyle ilişkilendirilen efektör enzim.

An effector enzyme associated in the book with cAMP production.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 70 · PDF s. 81

G proteini G protein

Etkinleşen reseptörden hücre içi efektörlere sinyal aktarımına katılan bağlayıcı protein.

A coupling protein participating in signal transfer from an activated receptor to intracellular effectors.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 69, 70 · PDF s. 80, 81

G proteinine kenetli reseptör G-protein-coupled receptor

Haberci bağlanmasını G proteinleri aracılığıyla hücre içi sinyal yollarına bağlayan reseptör.

A receptor coupling messenger binding to intracellular pathways through G proteins.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 68, 69 · PDF s. 79, 80

İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller

Protein kinaz Protein kinase

Hedef proteinlere fosfat grupları ekleyerek sinyal düzenlenmesine katılan enzim.

An enzyme participating in signal regulation by adding phosphate groups to target proteins.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 71, 73, 75 · PDF s. 82, 84, 86

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

Protein fosfataz Protein phosphatase

Hedef proteinlerden fosfat grupları ayırarak sinyal durumlarını değiştiren enzim.

An enzyme that changes signalling states by removing phosphate groups from target proteins.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 71, 74, 76 · PDF s. 82, 85, 87

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

Fosforilasyon Phosphorylation

Bir moleküle fosfat grubunun eklenmesi; kitap bunu hücre içi sinyal düzenlemesinin temel adımlarından biri olarak işler.

Addition of a phosphate group, discussed as a central step in intracellular signal regulation.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 71, 75 · PDF s. 82, 86

Gen ekspresyonu Gene expression

Genetik bilginin RNA ve ilgili ürünlerin oluşumunda kullanılmasını kapsayan süreç.

Use of genetic information in the production of RNA and related cellular products.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 73, 79, 80 · PDF s. 84, 90, 91

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

Transkripsiyon faktörü Transcription factor

Genlerin okunmasını düzenleyen, sinyal yollarının gen etkinliğiyle bağlantısında görev alabilen protein.

A protein regulating gene transcription and linking signalling pathways with gene activity.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 73, 79, 80 · PDF s. 84, 90, 91

CREB CREB

Kitapta cAMP ile ilişkili sinyalin gen okunmasına bağlanmasında ele alınan düzenleyici protein.

A regulatory protein discussed in the link between cAMP-related signalling and transcription.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 73, 74 · PDF s. 84, 85

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

Erken gen Immediate early gene

Hücresel uyarıya erken yanıt veren ve sonraki gen yanıtlarını düzenleyen ürünlere katkı sağlayabilen gen.

A gene responding early to cellular stimulation and potentially contributing to later regulatory responses.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 80, 81 · PDF s. 91, 92

Geç yanıt geni Late-response gene

Sinyal zincirinin daha sonraki aşamalarında etkinleşerek hücresel yanıtın sürmesine katkıda bulunan gen.

A gene activated later in a signalling sequence and contributing to sustained cellular responses.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 82, 83 · PDF s. 93, 94

Reseptör aşağı düzenlenmesi Receptor downregulation

Reseptörlerin sayısının veya hücre yüzeyindeki kullanılabilirliğinin azalması yönündeki düzenlenme.

Regulation associated with reduced receptor number or surface availability.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 86 · PDF s. 97

İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?

Reseptör yukarı düzenlenmesi Receptor upregulation

Reseptörlerin sayısının veya kullanılabilirliğinin artması yönündeki düzenlenme.

Regulation associated with increased receptor number or availability.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 87, 88 · PDF s. 98, 99

Reseptörün içeri alınması Receptor internalization

Hücre yüzeyindeki reseptörün hücre içine taşınması; reseptör yaşam döngüsünün bir adımı.

Movement of a surface receptor into the cell as part of receptor turnover.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 84 · PDF s. 95

Nörotransmitter taşıyıcısı Neurotransmitter transporter

Bir nörotransmitterin zarın bir tarafından diğerine taşınmasına katılan protein.

A protein involved in moving a neurotransmitter across a membrane.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 92, 93 · PDF s. 103, 104

İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller

Geri alım Reuptake

Salınmış nörotransmitterin taşıyıcılar aracılığıyla hücre içine yeniden alınması.

Transporter-mediated movement of released neurotransmitter back into a cell.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 92, 95, 98 · PDF s. 103, 106, 109

İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller

Serotonin taşıyıcısı (SERT) Serotonin transporter

Serotoninin hücre içine geri taşınmasında rol alan plazma zarı taşıyıcısı.

A plasma-membrane transporter involved in serotonin reuptake.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 93, 95, 98 · PDF s. 104, 106, 109

İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller

Norepinefrin taşıyıcısı (NET) Norepinephrine transporter

Norepinefrinin geri alımında görev alan monoamin taşıyıcısı.

A monoamine transporter involved in norepinephrine reuptake.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 93, 95 · PDF s. 104, 106

Dopamin taşıyıcısı (DAT) Dopamine transporter

Dopaminin sinaptik çevreden hücre içine taşınmasında görev alan taşıyıcı.

A transporter involved in moving dopamine from the extracellular environment into the cell.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 93, 95, 104 · PDF s. 104, 106, 115

İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller

Veziküler monoamin taşıyıcısı 2 (VMAT2) Vesicular monoamine transporter 2

Monoaminlerin depolanmak üzere sinaptik veziküllerin içine taşınmasına katılan protein.

A protein involved in loading monoamines into synaptic vesicles for storage.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 94, 103, 104 · PDF s. 105, 114, 115

İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller

Veziküler asetilkolin taşıyıcısı (VAChT) Vesicular acetylcholine transporter

Asetilkolinin vezikül içine taşınmasına katılan protein.

A protein involved in loading acetylcholine into vesicles.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 94, 99 · PDF s. 105, 110

GABA taşıyıcısı 1 (GAT1) GABA transporter 1

Kitapta GABA'nın hücre içine alınmasına katılan taşıyıcılardan biri olarak tanımlanan protein.

A protein described as one of the transporters involved in cellular GABA uptake.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 94, 100 · PDF s. 105, 111

Uyarıcı aminoasit taşıyıcısı (EAAT) Excitatory amino acid transporter

Glutamat gibi uyarıcı aminoasitlerin nöronal veya glial hücrelere alınmasında görev yapan taşıyıcı ailesi.

A transporter family involved in uptake of excitatory amino acids such as glutamate into neurons or glia.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 94, 100, 101 · PDF s. 105, 111, 112

Sodyum-potasyum ATPaz Sodium–potassium ATPase

ATP kullanarak hücre zarının iki tarafındaki sodyum ve potasyum dağılımının sürdürülmesine katılan pompa.

An ATP-using pump that helps maintain sodium and potassium distributions across the cell membrane.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 96 · PDF s. 107

İyon gradyanı Ion gradient

Bir iyonun zarın iki tarafındaki dağılım farkı; kitap bunu taşıma süreçlerini yönlendiren koşullardan biri olarak kullanır.

A difference in ion distribution across a membrane that can help drive transport.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 95, 96, 103 · PDF s. 106, 107, 114

Reseptör agonisti Receptor agonist

Bir reseptöre bağlanarak o reseptörün etkinliğini artıran ligand.

A ligand that binds to a receptor and increases its activity.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 110, 113 · PDF s. 121, 124

İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?

Tam agonist Full agonist

Belirli bir reseptör ve deneysel sistemde erişilebilen en yüksek yanıtı oluşturabilen agonist.

An agonist capable of producing the maximal response available in a particular receptor system.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 113 · PDF s. 124

Maksimum reseptör yanıtı, hasta için maksimum yarar anlamına gelmez.

İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?

Parsiyel agonist Partial agonist

Aynı sistemde tam agoniste göre daha düşük maksimum reseptör yanıtı oluşturan ligand.

A ligand producing a lower maximal receptor response than a full agonist in the same system.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 115, 118, 120 · PDF s. 126, 129, 131

“Yarım doz” veya her zaman yarı yarıya etki anlamına gelmez.

İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?

Nötr / sessiz antagonist Neutral antagonist

Tek başına bazal reseptör etkinliğini değiştirmeden agonistin veya ters agonistin etkisini engelleyebilen ligand.

A ligand that can block agonist or inverse-agonist effects without changing basal receptor activity itself.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 115, 117 · PDF s. 126, 128

İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?

Ters agonist Inverse agonist

Yapısal etkinliği olan bir reseptör sisteminde etkinliği bazal düzeyin altına indirebilen ligand.

A ligand that can reduce activity below baseline in a receptor system with constitutive activity.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 119, 121 · PDF s. 130, 132

İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?

Yapısal reseptör aktivitesi Constitutive receptor activity

Agonist bulunmadığında da reseptörün gösterebildiği bazal etkinlik.

Baseline receptor activity that can occur without an agonist being present.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 108, 112 · PDF s. 119, 123

İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?

Reseptör alt tipi Receptor subtype

Aynı haberciyle ilişkili olmakla birlikte yapısı, dağılımı veya farmakolojisi farklılaşan reseptör grubu.

A receptor group differing in structure, distribution or pharmacology despite association with the same messenger.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 110, 111 · PDF s. 121, 122

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

İyon kanalı Ion channel

Zar boyunca belirli iyonların geçişine izin veren protein yapısı.

A protein structure permitting passage of selected ions across a membrane.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 123, 124 · PDF s. 134, 135

Ligand kapılı iyon kanalı Ligand-gated ion channel

Bir ligandın bağlanmasının iyon geçişini düzenlediği reseptör-kanal yapısı.

A receptor-channel structure whose ion passage is regulated by ligand binding.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 123, 124, 125 · PDF s. 134, 135, 136

İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller

Voltaj duyarlı iyon kanalı Voltage-gated ion channel

Zar voltajındaki değişimlere bağlı olarak iyon geçişi değişen kanal.

An ion channel whose conductance is regulated by changes in membrane voltage.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 61 · PDF s. 72

Kanal alt tipleri ve ilaç kullanımı bu tanıma dâhil değildir.

İyonotropik reseptör Ionotropic receptor

Reseptörün iyon kanalıyla doğrudan birleştiği, ligand bağlanmasının iyon akışını etkilediği reseptör.

A receptor directly associated with an ion channel, linking ligand binding to ion flow.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 124 · PDF s. 135

İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller

GABA-A reseptörü GABA-A receptor

GABA'nın etkilediği, kitapta pentamerik ligand kapılı iyon kanalları arasında sınıflandırılan reseptör.

A GABA-responsive receptor classified among pentameric ligand-gated ion channels.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 126, 128 · PDF s. 137, 139

GABA-B reseptörü GABA-B receptor

GABA'nın etkilediği, G proteinine bağlı sinyal yolları üzerinden çalışan reseptör.

A GABA-responsive receptor operating through G-protein-linked signalling.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 114 · PDF s. 125

NMDA reseptörü NMDA receptor

Kitapta glutamatla ilişkili tetramerik iyonotropik reseptör ailesinin bir üyesi olarak ele alınan reseptör.

A receptor discussed as a member of the tetrameric ionotropic glutamate-receptor family.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 130, 132 · PDF s. 141, 143

AMPA reseptörü AMPA receptor

Glutamata yanıt veren iyonotropik reseptör ailelerinden biri.

A family of ionotropic receptors responsive to glutamate.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 130, 132 · PDF s. 141, 143

Kainat reseptörü Kainate receptor

Kitapta AMPA ve NMDA ile birlikte ele alınan iyonotropik glutamat reseptörü ailesi.

An ionotropic glutamate-receptor family discussed alongside AMPA and NMDA receptors.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 130, 132 · PDF s. 141, 143

Pozitif allosterik modülatör (PAM) Positive allosteric modulator

Ana haberci bağlanma bölgesinden farklı bir bölge üzerinden reseptörün haberciye yanıtını güçlendiren madde.

A substance that enhances receptor responsiveness through a site distinct from the primary messenger-binding site.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 140, 141 · PDF s. 151, 152

Agonistle eşanlamlı değildir; kitap bölüm 14'te benzodiazepinleri bu mekanizmayla ele alır.

İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?

Negatif allosterik modülatör (NAM) Negative allosteric modulator

Ana haberci bölgesinden farklı bir bağlanma bölgesi üzerinden reseptör yanıtını azaltan madde.

A substance that reduces receptor responsiveness through an allosteric binding site.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 140, 141 · PDF s. 151, 152

Serotonin seçici geri alım inhibitörü (SSRI) Selective serotonin reuptake inhibitor

Serotonin geri alımının engellenmesiyle tanımlanan ilaç sınıfı.

A drug class defined by inhibition of serotonin reuptake.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 98, 99 · PDF s. 109, 110

Etki mekanizması, tek başına ilaç seçimi veya hastalık nedeni göstermez.

İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?

Serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörü (SNRI) Serotonin–norepinephrine reuptake inhibitor

Serotonin ve norepinefrin geri alımını hedefleyen ilaç sınıfı.

A drug class targeting reuptake of both serotonin and norepinephrine.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 99 · PDF s. 110

İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?

Norepinefrin-dopamin geri alım inhibitörü (NDRI) Norepinephrine–dopamine reuptake inhibitor

Norepinefrin ve dopamin geri alımı üzerindeki etkileriyle tanımlanan ilaç sınıfı.

A drug class described through effects on norepinephrine and dopamine reuptake.

B1 · Bölüm 4 · Basılı s. 99 · PDF s. 110

Serotonin antagonisti / geri alım inhibitörü (SARI) Serotonin antagonist and reuptake inhibitor

Kitabın antidepresanları sınıflandırırken serotonin reseptör antagonizması ile geri alım inhibisyonunu birlikte adlandırdığı grup.

A class label combining serotonin-receptor antagonism with reuptake inhibition.

B1 · Bölüm 12 · Basılı s. 511 · PDF s. 522

Tanım sınıf adının açılımıyla sınırlıdır; bu bölümün tüm ilaç monografları incelenmiş değildir.

Tedaviye yanıt Treatment response

Kitabın depresyon örneğinde başlangıçtaki belirtilerin belirgin azalmasını anlatan sonuç; remisyonla aynı değildir.

A treatment outcome describing substantial symptom reduction, distinct from remission.

B1 · Bölüm 12 · Basılı s. 512 · PDF s. 523

Kitap depresyon için yüzde 50 azalma örneğini kullanır; tüm hastalıklar için ortak bir eşik değildir.

İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?

Remisyon Remission

Belirtilerin belirgin biçimde gerileyerek etkin hastalık düzeyinden uzaklaşması; kitap bunu kısmi yanıttan ayırır.

A substantial subsiding of symptoms, distinguished in the book from partial treatment response.

B1 · Bölüm 12 · Basılı s. 512, 513 · PDF s. 523, 524

Süre ve ölçek eşikleri bağlama göre değişir; şekil üzerindeki süreler genel reçete değildir.

İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?

Nüks / relaps Relapse

Belirti azalması sonrasında, tam ve sürdürülen iyileşme yerleşmeden tablonun geri dönmesi.

Return of the condition after symptom improvement but before sustained recovery is established.

B1 · Bölüm 12 · Basılı s. 513 · PDF s. 524

Kitaptaki seyir ayrımıdır; kişisel tanı ölçütü olarak kullanılmaz.

İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?

Tekrarlama / rekürens Recurrence

İyileşme döneminin ardından yeni bir hastalık epizodunun ortaya çıkması.

Emergence of a new episode following a period of recovery.

B1 · Bölüm 12 · Basılı s. 513 · PDF s. 524

İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?

Duygu durumu dengeleyici Mood stabilizer

Bipolar bozukluğun farklı evrelerinde tedavi veya koruma amacıyla kullanılan, tek mekanizmalı olmayan geniş ilaç etiketi.

A broad, mechanistically heterogeneous label for drugs used in treatment or prevention across phases of bipolar disorder.

B1 · Bölüm 13 · Basılı s. 668 · PDF s. 679

Kitap bu etiketin değişken anlamını özellikle tartışır; bütün ajanların bütün evrelerde eşdeğer olduğu sonucu çıkmaz.

İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?

Lityum Lithium

Kitabın klasik bir duygu durumu dengeleyicisi olarak ele aldığı, hücre içi sinyal sistemleriyle ilişkili etkileri tartışılan iyonik ilaç.

An ionic medicine discussed as a classic mood stabilizer with effects involving intracellular signalling systems.

B1 · Bölüm 13 · Basılı s. 668 · PDF s. 679

Doz, kan düzeyi hedefi veya başlama-bırakma önerisi içermez.

Psikoz Psychosis

Kitapta sanrı ve varsanılar gibi gerçeklikle ilişkiyi etkileyen yaşantıları içeren, farklı durumlarda görülebilen bir sendrom olarak ele alınır.

A syndrome discussed through experiences such as delusions and hallucinations that can occur across different conditions.

B1 · Bölüm 9 · Basılı s. 248 · PDF s. 259

Kaynak DSM-IV/ICD-10 dönemindedir; güncel tanı ölçütü olarak kullanılmaz.

İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir

Pozitif belirtiler Positive symptoms

Kitabın sanrı ve varsanı gibi olağan işlevlere eklenen yaşantıları gruplamak için kullandığı belirti boyutu.

A symptom dimension used to group added experiences such as delusions and hallucinations.

B1 · Bölüm 9 · Basılı s. 250 · PDF s. 261

Pozitif, iyi veya yararlı anlamına gelmez.

İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir

Negatif belirtiler Negative symptoms

Kitapta ilgi, duygusal ifade veya haz gibi işlevlerde azalma üzerinden tanımlanan belirti boyutu.

A symptom dimension described through reductions in functions such as interest, expression or pleasure.

B1 · Bölüm 9 · Basılı s. 250 · PDF s. 261

İlaç etkisi, depresyon ve birincil negatif belirtilerin ayırımı ayrıca klinik değerlendirme gerektirir.

İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir

Nörolepsis Neurolepsis

Kitapta psikomotor yavaşlama ve duygusal ilgide azalma gibi özelliklerle anlatılan ilaç etkisi tablosu.

A drug-effect state described through psychomotor slowing and reduced emotional engagement.

B1 · Bölüm 10 · Basılı s. 329 · PDF s. 340

Antipsikotik tedavinin hedefiyle veya tüm ilaçların ortak sonucu ile eşitlenmez.

Ötimi Euthymia

Kitabın duygu durumu şemasında belirgin mani veya depresyon kutbunda bulunmayan durum.

A mood state depicted outside the marked manic and depressive poles.

B1 · Bölüm 11 · Basılı s. 454 · PDF s. 465

Karma duygu durumu Mixed mood state

Manik ve depresif özelliklerin aynı dönemde bir arada bulunabildiğini anlatan kavram.

A concept describing co-occurrence of manic and depressive features during the same period.

B1 · Bölüm 11 · Basılı s. 454 · PDF s. 465

Kaynağın dönemsel terimidir; güncel sınıflandırma eşlemesi ayrıca gerekir.

Komorbidite / eş tanılılık Comorbidity

Bir kişide birden fazla bozukluğun bir arada bulunması; kitap bunu belirti örtüşmesinden ayrı olarak da tartışır.

Co-occurrence of more than one disorder in a person, not merely overlap in individual symptoms.

B1 · Bölüm 14 · Basılı s. 722 · PDF s. 733

İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir

Uyarılmışlık Arousal

Uyanıklık ve etkinliğe hazır olma düzeyi; kitap bunu düşük ve aşırı uyarılma arasında değişen bir süreklilikte anlatır.

A level of wakefulness and readiness for activity, discussed along an arousal continuum.

B1 · Bölüm 16 · Basılı s. 816 · PDF s. 827

Aşırı uyarılmışlık Hyperarousal

Kitabın modelinde uyarılma düzeyinin işlev için uygun aralığın üzerine çıkması.

A state in which arousal exceeds the range depicted as functionally optimal in the book's model.

B1 · Bölüm 16 · Basılı s. 816 · PDF s. 827

Tek başına bir tanı değildir.

Eksik uyarılmışlık Hypoarousal

Kitabın modelinde uyarılma düzeyinin işlev için uygun aralığın altında kalması.

A state in which arousal falls below the range depicted as functionally optimal in the book's model.

B1 · Bölüm 16 · Basılı s. 816 · PDF s. 827

Tek başına bir tanı değildir.

Beyin devresi Neural circuit

Sinirsel bilginin işlenmesine birlikte katılan bağlantılı nöron ve bölgeler düzeni.

An arrangement of connected neurons and regions participating in information processing.

B1 · Bölüm 7 · Basılı s. 195 · PDF s. 206

İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir

Kortiko-striato-talamo-kortikal döngü Cortico-striato-thalamo-cortical loop

Korteksin striatum ve talamus üzerinden yine kortikal alanlarla bağlantı kurduğu devre düzeni.

A circuit arrangement linking cortex through striatum and thalamus back to cortical regions.

B1 · Bölüm 17 · Basılı s. 864 · PDF s. 875

Devre şeması, kişideki bir belirtinin yerini kesin belirleyen test değildir.

İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir

Karmaşık genetik risk Complex genetic risk

Kitabın, çok sayıda gen katkısını çevresel etkenlerle birlikte değerlendirmek için kullandığı risk yaklaşımı.

An approach considering contributions from multiple genes together with environmental factors.

B1 · Bölüm 6 · Basılı s. 180 · PDF s. 191

Risk, kaçınılmaz hastalık anlamına gelmez.

İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir

Dopamin Dopamine

Kitapta klasik nörotransmitterlerden biri olarak tanımlanan ve DAT/VMAT taşıyıcılarıyla ilişkili monoamin haberci.

A monoamine messenger listed among classical neurotransmitters and linked to DAT and VMAT transport systems.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 52, 53 · PDF s. 63, 64

Tek bir duygu veya davranışla özdeşleştirilmez.

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

Serotonin Serotonin

Kitabın klasik nörotransmitterler arasında ele aldığı, farklı reseptörler ve SERT üzerinden işlenen haberci.

A classical neurotransmitter discussed through multiple receptors and SERT-mediated transport.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 52, 53 · PDF s. 63, 64

“Mutluluk maddesi” gibi tek işlevli tanım kullanılmaz.

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

Norepinefrin / noradrenalin Norepinephrine / noradrenaline

Kitabın monoamin iletisi ve NET taşıyıcısı bağlamında ele aldığı nörotransmitter.

A neurotransmitter discussed in monoaminergic signalling and NET-mediated transport.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 52, 53 · PDF s. 63, 64

Asetilkolin Acetylcholine

Kitapta nörotransmitterler arasında sayılan, muskarinik ve nikotinik reseptör sistemleriyle ilişkili kimyasal haberci.

A chemical messenger discussed through muscarinic and nicotinic receptor systems.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 52, 53 · PDF s. 63, 64

Gama aminobütirik asit (GABA) Gamma-aminobutyric acid

Kitabın inhibitör iletideki rolüyle ele aldığı aminoasit nörotransmitter.

An amino-acid neurotransmitter discussed in inhibitory signalling.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 52, 53 · PDF s. 63, 64

GABA-A reseptörü ile GABA-B reseptörü aynı mekanizmaya sahip değildir.

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

Glutamat Glutamate

Kitabın uyarıcı iletideki rolüyle ve farklı reseptör/taşıyıcı aileleriyle ele aldığı aminoasit nörotransmitter.

An amino-acid neurotransmitter discussed in excitatory signalling and through multiple receptor and transporter families.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 52, 53 · PDF s. 63, 64

İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir

Glisin reseptörü Glycine receptor

Kitapta pentamerik ligand kapılı iyon kanalları içinde sınıflandırılan glisine duyarlı reseptör.

A glycine-responsive receptor classified among pentameric ligand-gated ion channels.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 128 · PDF s. 139

Nikotinik asetilkolin reseptörü Nicotinic acetylcholine receptor

Asetilkoline yanıt veren ve kitabın pentamerik iyonotropik reseptörler arasında gösterdiği reseptör.

An acetylcholine-responsive receptor depicted among pentameric ionotropic receptors.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 128 · PDF s. 139

Serotonin 5-HT3 reseptörü Serotonin 5-HT3 receptor

Kitapta ligand kapılı iyon kanalı olarak sınıflandırılan serotonin reseptörü.

A serotonin receptor classified as a ligand-gated ion channel.

B1 · Bölüm 5 · Basılı s. 128 · PDF s. 139

Serotonin reseptörlerinin tümü G proteinine kenetli değildir.

Nükleer hormon reseptörü Nuclear hormone receptor

Kitabın hormon sinyallerini gen etkinliğiyle ilişkilendirdiği temel sinyal sistemi sınıflarından biri.

A receptor class discussed in the connection between hormonal signals and gene activity.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 67 · PDF s. 78

Tirozin kinaz reseptörü Receptor tyrosine kinase

Kitapta nörotrofik faktörlerin hücre içi sinyal yollarına bağlanmasında ele alınan reseptör sınıfı.

A receptor class discussed in coupling neurotrophic signals to intracellular pathways.

B1 · Bölüm 3 · Basılı s. 66, 67 · PDF s. 77, 78