Stahl (2012) kitap bağlamı ayrıca eklenmiştir. Sayfa izi kontrolü güncel klinik kanıt kontrolü değildir; kitap eki mevcut tanımın inceleme statüsünü genişletmez. Eğitim amaçlıdır; tanı, reçete veya ilaç başlama/bırakma önerisi değildir.
Bu seçki kitabın tamamının dökümü değildir. 130 iki dilli tanım ve sekiz Türkçe yazı içerir. Başlık düzeyinde kalan 63 aday yayımlanmamıştır.
Stephen M. Stahl, Stahl’ın Temel Psikofarmakolojisi: Nörobilimsel ve Pratik Uygulamalar; üçüncü baskı, Türkçe 1. basım 2012; çeviri editörü İ. Tayfun Uzbay; ISBN 978-605-4499-33-5
Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Bir sinir hücresini anlamak için elektriksel sinyali, protein üretimini ve hücre içi taşımayı birlikte düşünmek gerekir.
Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Dopamin, serotonin veya GABA adını bilmek başlangıçtır. Anlam, reseptör, konum ve iletim biçimiyle birlikte ortaya çıkar.
Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
İlaç etkisini konuşurken “bağlanmak”, “taşımak” ve “kanaldan geçirmek” arasındaki farkı korumak gerekir.
Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?
Agonist, antagonist ve ters agonist arasındaki fark; dozdan önce reseptörün verdiği yanıtla ilgilidir.
Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Sinyal transdüksiyonu, ikinci ulaklar ve gen ekspresyonu; psikofarmakoloji dilinin farklı zaman ölçeklerini birbirine bağlar.
Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir
Yeni bağlantı, değişen bağlantı ve yeni nöron oluşumu farklı süreçlerdir. “Beyin yenileniyor” cümlesi bunların hangisini anlatıyor?
Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir
Beyin-devre şemaları açıklama üretir; bir kişinin tanısını renkli bir bölgeye veya tek bir nörotransmittere indirgemez.
Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?
Belirtilerin azalması, belirtilerin gerilemesi ve iyilik hâlinin sürmesi farklı sorulara yanıt verir.
Kitap bağlamında 130 terim
Buradaki tanımlar 2012 baskısındaki seçilmiş pasajlara dayanır. Bağlantılar mevcut kanonik maddelere gider; mevcut güçlü tanımların yerine geçmez.
Nöron Neuron
Bilgiyi alan, hücre içinde işleyen ve başka hücrelere ileten sinir hücresi; kitap bunu somatik, dendritik ve aksonal bölümleriyle açıklar.
A nerve cell that receives, processes and communicates information through specialized cellular compartments.
İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Soma / hücre gövdesi Soma / cell body
Nöronun çekirdeğini ve pek çok hücresel üretim yapısını içeren ana bölümü.
The main neuronal compartment containing the nucleus and much of the cell's biosynthetic machinery.
İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Dendrit Dendrite
Nöronun çoğunlukla gelen sinyalleri aldığı, dallanabilen uzantısı.
A branching neuronal process that commonly receives incoming signals.
İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Dendritik yumru / diken Dendritic spine
Dendrit üzerinde bulunan, birçok sinaptik temasın yerleştiği küçük çıkıntı.
A small dendritic protrusion that provides a site for many synaptic contacts.
Kitapta “dendritik yumru” karşılığı kullanılır; diken alternatif arama etiketi olarak eklenmiştir.
Akson Axon
Nörondan çıkan sinyalin uzak bağlantılara taşınmasında görev alan özelleşmiş uzantı.
A specialized neuronal process that conveys outgoing signals toward distant connections.
İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Akson tepeciği Axon hillock
Hücre gövdesinden aksonun çıktığı ve kitabın elektriksel sinyal başlangıcıyla ilişkilendirdiği bölge.
The region where the axon emerges from the soma, associated in the book with electrical signal initiation.
Tepecik ve başlangıç segmentinin ayrıntılı anatomik ayrımı bu kısa taslağın kapsamı dışındadır.
Presinaptik akson sonlanması Presynaptic axon terminal
Aksonun, kimyasal iletinin hedef hücreye aktarılmasına katılan uç bölümü.
The axonal ending involved in chemical communication with a target cell.
Piramidal nöron Pyramidal neuron
Kitapta üçgensi hücre gövdesi, belirgin apikal dendriti ve daha küçük bazal dendritleriyle betimlenen nöron tipi.
A neuronal type depicted with a roughly triangular soma, a prominent apical dendrite and basal dendrites.
Purkinje hücresi Purkinje cell
Kitabın serebellumdaki yoğun dallanmış dendritik yapısıyla örneklediği özgün nöron tipi.
A distinctive neuronal type illustrated through its extensive dendritic arbor in the cerebellum.
Sepet nöronu Basket neuron
Aksonal sonlanmaları başka nöronların çevresinde sepet benzeri bağlantılar kuran nöron tipi.
A neuronal type whose axonal endings form basket-like connections around other neurons.
Şamdan nöronu Chandelier neuron
Dallanmış akson sonlanmalarıyla piramidal nöronların akson başlangıç bölgelerine bağlantılar kuran nöron tipi.
A neuronal type with branching terminals that contact the axon-initial regions of pyramidal neurons.
Protein sentezi Protein synthesis
Genetik bilginin RNA üzerinden işlenerek hücrenin yapısal ve düzenleyici proteinlerinin üretilmesi.
The production of structural and regulatory proteins using genetic information conveyed through RNA.
İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Haberci RNA Messenger RNA
Protein üretiminde kullanılacak genetik bilginin hücre içinde taşınmasına aracılık eden RNA.
RNA that conveys genetic information for protein production within the cell.
Kaba endoplazmik retikulum Rough endoplasmic reticulum
Kitapta özellikle zar ve salgı proteinlerinin üretim yolunda ele alınan hücre içi yapı.
An intracellular structure discussed in the production pathway for membrane and secreted proteins.
Golgi cisimciği Golgi apparatus
Üretilen bazı proteinlerin işlenmesi ve taşınmak üzere paketlenmesine katılan hücresel yapı.
A cellular structure involved in processing and packaging selected proteins for transport.
Mikrotübül Microtubule
Hücre iskeletinin parçası olan ve nöron içinde madde taşınmasına yol sağlayan tübüler yapı.
A tubular cytoskeletal structure that provides routes for intracellular transport.
Sinaptik vezikül Synaptic vesicle
Nörotransmitterleri salgılanmaya kadar saklayabilen küçük zarla çevrili kesecik.
A small membrane-bound compartment that stores neurotransmitters for release.
Aksonal taşıma Axonal transport
Protein, organel ve diğer hücresel yüklerin akson boyunca yer değiştirmesi.
Movement of proteins, organelles and other cellular cargo along an axon.
Anterograd aksonal taşıma Anterograde axonal transport
Hücresel yükün nöron gövdesinden akson uçlarına doğru taşınması.
Transport of cellular cargo from the soma toward axonal terminals.
İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Retrograd aksonal taşıma Retrograde axonal transport
Hücresel yükün akson uçlarından hücre gövdesine doğru taşınması.
Transport of cellular cargo from axonal terminals toward the soma.
Retrograd nörotransmisyonla aynı süreç değildir.
İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Nöropeptid Neuropeptide
Peptid yapılı sinirsel haberci; kitap üretimini, paketlenmesini ve terminale taşınmasını küçük moleküllü habercilerden ayırır.
A peptide neural messenger whose synthesis, packaging and transport differ from those of small-molecule transmitters.
Nörogenez Neurogenesis
Yeni nöronların oluşumu; kitap bunu sinapsların değişmesinden ayrı bir hücresel süreç olarak işler.
Formation of new neurons, distinct from changes in the connections of existing neurons.
Erişkin insandaki kapsam ve ölçüm tartışmaları güncel kontrol notunda ayrıca ele alınmıştır.
İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir
Nöronal göç Neuronal migration
Gelişen nöronların ortaya çıktıkları yerlerden yerleşecekleri bölgelere hareket etmesi.
Movement of developing neurons from their sites of origin toward their destinations.
İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir
Sinaptogenez Synaptogenesis
Nöronlar arasında sinaptik bağlantıların kurulması ve bu bağlantıların yapısal olarak düzenlenmesi.
Formation and structural organization of synaptic connections between neurons.
İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir
Sinaptik plastisite Synaptic plasticity
Sinaptik bağlantıların gücünün veya yapısının etkinlik ve deneyimle değişebilmesi.
Activity- and experience-related change in the strength or structure of synaptic connections.
İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir
Sinaptik budanma Synaptic pruning
Sinaptik bağlantıların bir bölümünün elenmesiyle sinir ağının yeniden düzenlenmesi.
Reorganization of a neural network through elimination of some synaptic connections.
İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir
Apoptozis Apoptosis
Kitabın gelişimsel nöron seçimiyle de ilişkilendirdiği programlı hücre ölümü süreci.
A programmed cell-death process also discussed in relation to developmental neuronal selection.
İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir
Nekroz Necrosis
Hücre hasarı ve bütünlüğün bozulmasıyla ilişkili hücre ölümü; kitap bunu apoptozisten ayırır.
Cell death associated with injury and loss of cellular integrity, distinguished from apoptosis.
Nörotrofik faktör Neurotrophic factor
Nöronların gelişimini, korunmasını veya bağlantı kurmasını etkileyen büyüme ve destek sinyali.
A growth or support signal influencing neuronal development, maintenance or connectivity.
Beyin kökenli nörotrofik faktör (BDNF) Brain-derived neurotrophic factor
Kitapta nöronların gelişim ve yaşamsal işlevlerini destekleyen nörotrofik faktörler arasında yer alan protein.
A protein listed among neurotrophic factors supporting neuronal development and maintenance.
İlgili yazılar: Beyin değişebilir; fakat plastisite ve nörogenez aynı şey değildir
Sinir büyüme faktörü (NGF) Nerve growth factor
Nöronal büyüme ve yaşamsal destek süreçleriyle ilişkili nörotrofik faktör.
A neurotrophic factor associated with neuronal growth and survival support.
Aksonal büyüme konisi Axonal growth cone
Gelişen aksonun hedefe yönelmesine ve ilk temaslarına katılan hareketli uç bölge.
A motile region at a growing axon's tip involved in guidance and initial contacts.
Dendritik ağaç dallanması Dendritic arborization
Dendritik uzantıların dallanıp genişleyerek hücrenin bağlantı yüzeyini oluşturması.
Branching and expansion of dendritic processes to form the cell's receptive arbor.
Hücre adezyon molekülü (CAM) Cell adhesion molecule
Hücrelerin birbirini tanımasına, tutunmasına ve bağlantıların düzenlenmesine katılan molekül.
A molecule involved in cellular recognition, adhesion and organization of connections.
Sinaps Synapse
Bir nöronun başka bir hücreyle sinyal alışverişinde bulunduğu özelleşmiş bağlantı bölgesi.
A specialized connection through which a neuron communicates with another cell.
Presinaptik bölge Presynaptic compartment
Kimyasal sinapsta nörotransmitter salgılayan tarafın özelleşmiş bölümü.
The specialized transmitter-releasing side of a chemical synapse.
Postsinaptik bölge Postsynaptic compartment
Kimyasal sinapsta salınan haberciye reseptörler aracılığıyla yanıt veren taraf.
The side of a chemical synapse that responds to released messengers through receptors.
Sinaptik aralık Synaptic cleft
Presinaptik ve postsinaptik yüzeyler arasında kimyasal iletinin gerçekleştiği dar boşluk.
The narrow extracellular space between the communicating surfaces of a chemical synapse.
Akso-aksonik sinaps Axoaxonic synapse
Bir nöronun aksonunun başka bir nöronun aksonuyla bağlantı kurduğu sinaps.
A synaptic connection from one neuron's axon onto another axon.
Akso-dendritik sinaps Axodendritic synapse
Akson sonlanmasının bir dendrit üzerinde bağlantı kurduğu sinaps.
A synaptic connection from an axon terminal onto a dendrite.
Akso-somatik sinaps Axosomatic synapse
Akson sonlanmasının başka bir nöronun hücre gövdesi üzerinde kurduğu sinaps.
A synaptic connection from an axon terminal onto another neuron's soma.
Uzun vadeli güçlenme Long-term potentiation
Sinaptik etkinliğin ardından bağlantı yanıtının kalıcı biçimde güçlenmesiyle ilişkilendirilen süreç.
A process associated with a lasting increase in synaptic responsiveness following activity.
Bu kısa tanım kitabın şekil açıklamalarına dayanır; deneysel indüksiyon protokolü değildir.
Eksitotoksisite Excitotoxicity
Aşırı uyarıcı iletinin hücresel işlev bozukluğu veya hasara katkıda bulunması.
Cellular dysfunction or damage associated with excessive excitatory signalling.
Kitabın belirti-devre şemaları kişisel tanı veya tek nedenli hastalık açıklaması değildir.
Nörotransmitter Neurotransmitter
Nöronlar arasındaki kimyasal haberleşmede reseptörler üzerinden etkili olan endojen haberci.
An endogenous chemical messenger acting through receptors in communication between neurons.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Ko-transmisyon / eş iletim Cotransmission
Bir nöronun haberleşmede birden fazla nörotransmitter kullanabilmesi.
Use of more than one neurotransmitter by a neuron in communication.
Kitaptaki “doğal polifarmasi” benzetmesi birden fazla ilaç kullanma önerisi değildir.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Retrograd nörotransmisyon Retrograde neurotransmission
Postsinaptik taraftan çıkan bir haberciyle presinaptik tarafa geriye yönlü sinyal iletilmesi.
Chemical signalling from a postsynaptic site back toward the presynaptic side.
Akson içindeki retrograd yük taşınmasından ayrıdır.
İlgili yazılar: Nöron yalnızca elektrik kablosu değildir
Yoğunluk / hacim iletisi Volume transmission
Kimyasal habercilerin dar bir sinaptik temasa bağlı kalmadan yayılıp eriştikleri reseptörleri etkileyebilmesi.
Chemical communication through diffusion beyond a narrowly apposed synaptic contact.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Otoreseptör Autoreceptor
Nöronun kendi kullandığı nörotransmittere yanıt veren ve iletinin düzenlenmesine katılan reseptör.
A receptor responding to the neuron's own transmitter and contributing to regulation of signalling.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Uyarılma-salınım eşleşmesi Excitation–secretion coupling
Elektriksel uyarılmanın kalsiyumla ilişkili adımlar üzerinden nörotransmitter salınımına bağlanması.
Coupling of electrical excitation to neurotransmitter release through calcium-related steps.
Sinyal transdüksiyonu Signal transduction
Bir sinyalin hücre içinde ardışık moleküler olaylara dönüştürülmesi.
Conversion of a signal into successive intracellular molecular events.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Birinci ulak First messenger
Hücredeki hedef reseptöre ulaşarak bir sinyal zincirini başlatan haberci.
A messenger that reaches a target receptor and initiates a signalling sequence.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
İkinci ulak Second messenger
Reseptörün etkinleşmesi sonrasında hücre içinde oluşan veya kullanılabilirliği değişen iletim aracısı.
An intracellular intermediary generated or mobilized following receptor activation.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Siklik AMP (cAMP) Cyclic AMP
G proteinine bağlı bazı sinyal yollarında görev yapan ikinci ulak.
A second messenger operating in some G-protein-linked signalling pathways.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Adenilil siklaz Adenylyl cyclase
Kitapta cAMP üretimiyle ilişkilendirilen efektör enzim.
An effector enzyme associated in the book with cAMP production.
G proteini G protein
Etkinleşen reseptörden hücre içi efektörlere sinyal aktarımına katılan bağlayıcı protein.
A coupling protein participating in signal transfer from an activated receptor to intracellular effectors.
G proteinine kenetli reseptör G-protein-coupled receptor
Haberci bağlanmasını G proteinleri aracılığıyla hücre içi sinyal yollarına bağlayan reseptör.
A receptor coupling messenger binding to intracellular pathways through G proteins.
İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
Protein kinaz Protein kinase
Hedef proteinlere fosfat grupları ekleyerek sinyal düzenlenmesine katılan enzim.
An enzyme participating in signal regulation by adding phosphate groups to target proteins.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Protein fosfataz Protein phosphatase
Hedef proteinlerden fosfat grupları ayırarak sinyal durumlarını değiştiren enzim.
An enzyme that changes signalling states by removing phosphate groups from target proteins.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Fosforilasyon Phosphorylation
Bir moleküle fosfat grubunun eklenmesi; kitap bunu hücre içi sinyal düzenlemesinin temel adımlarından biri olarak işler.
Addition of a phosphate group, discussed as a central step in intracellular signal regulation.
Gen ekspresyonu Gene expression
Genetik bilginin RNA ve ilgili ürünlerin oluşumunda kullanılmasını kapsayan süreç.
Use of genetic information in the production of RNA and related cellular products.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Transkripsiyon faktörü Transcription factor
Genlerin okunmasını düzenleyen, sinyal yollarının gen etkinliğiyle bağlantısında görev alabilen protein.
A protein regulating gene transcription and linking signalling pathways with gene activity.
CREB CREB
Kitapta cAMP ile ilişkili sinyalin gen okunmasına bağlanmasında ele alınan düzenleyici protein.
A regulatory protein discussed in the link between cAMP-related signalling and transcription.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Erken gen Immediate early gene
Hücresel uyarıya erken yanıt veren ve sonraki gen yanıtlarını düzenleyen ürünlere katkı sağlayabilen gen.
A gene responding early to cellular stimulation and potentially contributing to later regulatory responses.
Geç yanıt geni Late-response gene
Sinyal zincirinin daha sonraki aşamalarında etkinleşerek hücresel yanıtın sürmesine katkıda bulunan gen.
A gene activated later in a signalling sequence and contributing to sustained cellular responses.
Reseptör aşağı düzenlenmesi Receptor downregulation
Reseptörlerin sayısının veya hücre yüzeyindeki kullanılabilirliğinin azalması yönündeki düzenlenme.
Regulation associated with reduced receptor number or surface availability.
İlgili yazılar: Sinapstan çekirdeğe: kısa bir sinyal nasıl uzun bir yanıtla ilişkilendirilir?
Reseptör yukarı düzenlenmesi Receptor upregulation
Reseptörlerin sayısının veya kullanılabilirliğinin artması yönündeki düzenlenme.
Regulation associated with increased receptor number or availability.
Reseptörün içeri alınması Receptor internalization
Hücre yüzeyindeki reseptörün hücre içine taşınması; reseptör yaşam döngüsünün bir adımı.
Movement of a surface receptor into the cell as part of receptor turnover.
Nörotransmitter taşıyıcısı Neurotransmitter transporter
Bir nörotransmitterin zarın bir tarafından diğerine taşınmasına katılan protein.
A protein involved in moving a neurotransmitter across a membrane.
İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
Geri alım Reuptake
Salınmış nörotransmitterin taşıyıcılar aracılığıyla hücre içine yeniden alınması.
Transporter-mediated movement of released neurotransmitter back into a cell.
İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
Serotonin taşıyıcısı (SERT) Serotonin transporter
Serotoninin hücre içine geri taşınmasında rol alan plazma zarı taşıyıcısı.
A plasma-membrane transporter involved in serotonin reuptake.
İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
Norepinefrin taşıyıcısı (NET) Norepinephrine transporter
Norepinefrinin geri alımında görev alan monoamin taşıyıcısı.
A monoamine transporter involved in norepinephrine reuptake.
Dopamin taşıyıcısı (DAT) Dopamine transporter
Dopaminin sinaptik çevreden hücre içine taşınmasında görev alan taşıyıcı.
A transporter involved in moving dopamine from the extracellular environment into the cell.
İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
Veziküler monoamin taşıyıcısı 2 (VMAT2) Vesicular monoamine transporter 2
Monoaminlerin depolanmak üzere sinaptik veziküllerin içine taşınmasına katılan protein.
A protein involved in loading monoamines into synaptic vesicles for storage.
İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
Veziküler asetilkolin taşıyıcısı (VAChT) Vesicular acetylcholine transporter
Asetilkolinin vezikül içine taşınmasına katılan protein.
A protein involved in loading acetylcholine into vesicles.
GABA taşıyıcısı 1 (GAT1) GABA transporter 1
Kitapta GABA'nın hücre içine alınmasına katılan taşıyıcılardan biri olarak tanımlanan protein.
A protein described as one of the transporters involved in cellular GABA uptake.
Uyarıcı aminoasit taşıyıcısı (EAAT) Excitatory amino acid transporter
Glutamat gibi uyarıcı aminoasitlerin nöronal veya glial hücrelere alınmasında görev yapan taşıyıcı ailesi.
A transporter family involved in uptake of excitatory amino acids such as glutamate into neurons or glia.
Sodyum-potasyum ATPaz Sodium–potassium ATPase
ATP kullanarak hücre zarının iki tarafındaki sodyum ve potasyum dağılımının sürdürülmesine katılan pompa.
An ATP-using pump that helps maintain sodium and potassium distributions across the cell membrane.
İyon gradyanı Ion gradient
Bir iyonun zarın iki tarafındaki dağılım farkı; kitap bunu taşıma süreçlerini yönlendiren koşullardan biri olarak kullanır.
A difference in ion distribution across a membrane that can help drive transport.
Reseptör agonisti Receptor agonist
Bir reseptöre bağlanarak o reseptörün etkinliğini artıran ligand.
A ligand that binds to a receptor and increases its activity.
İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?
Tam agonist Full agonist
Belirli bir reseptör ve deneysel sistemde erişilebilen en yüksek yanıtı oluşturabilen agonist.
An agonist capable of producing the maximal response available in a particular receptor system.
Maksimum reseptör yanıtı, hasta için maksimum yarar anlamına gelmez.
İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?
Parsiyel agonist Partial agonist
Aynı sistemde tam agoniste göre daha düşük maksimum reseptör yanıtı oluşturan ligand.
A ligand producing a lower maximal receptor response than a full agonist in the same system.
“Yarım doz” veya her zaman yarı yarıya etki anlamına gelmez.
İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?
Nötr / sessiz antagonist Neutral antagonist
Tek başına bazal reseptör etkinliğini değiştirmeden agonistin veya ters agonistin etkisini engelleyebilen ligand.
A ligand that can block agonist or inverse-agonist effects without changing basal receptor activity itself.
İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?
Ters agonist Inverse agonist
Yapısal etkinliği olan bir reseptör sisteminde etkinliği bazal düzeyin altına indirebilen ligand.
A ligand that can reduce activity below baseline in a receptor system with constitutive activity.
İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?
Yapısal reseptör aktivitesi Constitutive receptor activity
Agonist bulunmadığında da reseptörün gösterebildiği bazal etkinlik.
Baseline receptor activity that can occur without an agonist being present.
İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?
Reseptör alt tipi Receptor subtype
Aynı haberciyle ilişkili olmakla birlikte yapısı, dağılımı veya farmakolojisi farklılaşan reseptör grubu.
A receptor group differing in structure, distribution or pharmacology despite association with the same messenger.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
İyon kanalı Ion channel
Zar boyunca belirli iyonların geçişine izin veren protein yapısı.
A protein structure permitting passage of selected ions across a membrane.
Ligand kapılı iyon kanalı Ligand-gated ion channel
Bir ligandın bağlanmasının iyon geçişini düzenlediği reseptör-kanal yapısı.
A receptor-channel structure whose ion passage is regulated by ligand binding.
İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
Voltaj duyarlı iyon kanalı Voltage-gated ion channel
Zar voltajındaki değişimlere bağlı olarak iyon geçişi değişen kanal.
An ion channel whose conductance is regulated by changes in membrane voltage.
Kanal alt tipleri ve ilaç kullanımı bu tanıma dâhil değildir.
İyonotropik reseptör Ionotropic receptor
Reseptörün iyon kanalıyla doğrudan birleştiği, ligand bağlanmasının iyon akışını etkilediği reseptör.
A receptor directly associated with an ion channel, linking ligand binding to ion flow.
İlgili yazılar: Reseptör, taşıyıcı ve iyon kanalı: aynı hedef değiller
GABA-A reseptörü GABA-A receptor
GABA'nın etkilediği, kitapta pentamerik ligand kapılı iyon kanalları arasında sınıflandırılan reseptör.
A GABA-responsive receptor classified among pentameric ligand-gated ion channels.
GABA-B reseptörü GABA-B receptor
GABA'nın etkilediği, G proteinine bağlı sinyal yolları üzerinden çalışan reseptör.
A GABA-responsive receptor operating through G-protein-linked signalling.
NMDA reseptörü NMDA receptor
Kitapta glutamatla ilişkili tetramerik iyonotropik reseptör ailesinin bir üyesi olarak ele alınan reseptör.
A receptor discussed as a member of the tetrameric ionotropic glutamate-receptor family.
AMPA reseptörü AMPA receptor
Glutamata yanıt veren iyonotropik reseptör ailelerinden biri.
A family of ionotropic receptors responsive to glutamate.
Kainat reseptörü Kainate receptor
Kitapta AMPA ve NMDA ile birlikte ele alınan iyonotropik glutamat reseptörü ailesi.
An ionotropic glutamate-receptor family discussed alongside AMPA and NMDA receptors.
Pozitif allosterik modülatör (PAM) Positive allosteric modulator
Ana haberci bağlanma bölgesinden farklı bir bölge üzerinden reseptörün haberciye yanıtını güçlendiren madde.
A substance that enhances receptor responsiveness through a site distinct from the primary messenger-binding site.
Agonistle eşanlamlı değildir; kitap bölüm 14'te benzodiazepinleri bu mekanizmayla ele alır.
İlgili yazılar: Parsiyel agonist neden “yarım ilaç” değildir?
Negatif allosterik modülatör (NAM) Negative allosteric modulator
Ana haberci bölgesinden farklı bir bağlanma bölgesi üzerinden reseptör yanıtını azaltan madde.
A substance that reduces receptor responsiveness through an allosteric binding site.
Serotonin seçici geri alım inhibitörü (SSRI) Selective serotonin reuptake inhibitor
Serotonin geri alımının engellenmesiyle tanımlanan ilaç sınıfı.
A drug class defined by inhibition of serotonin reuptake.
Etki mekanizması, tek başına ilaç seçimi veya hastalık nedeni göstermez.
İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?
Serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörü (SNRI) Serotonin–norepinephrine reuptake inhibitor
Serotonin ve norepinefrin geri alımını hedefleyen ilaç sınıfı.
A drug class targeting reuptake of both serotonin and norepinephrine.
İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?
Norepinefrin-dopamin geri alım inhibitörü (NDRI) Norepinephrine–dopamine reuptake inhibitor
Norepinefrin ve dopamin geri alımı üzerindeki etkileriyle tanımlanan ilaç sınıfı.
A drug class described through effects on norepinephrine and dopamine reuptake.
Serotonin antagonisti / geri alım inhibitörü (SARI) Serotonin antagonist and reuptake inhibitor
Kitabın antidepresanları sınıflandırırken serotonin reseptör antagonizması ile geri alım inhibisyonunu birlikte adlandırdığı grup.
A class label combining serotonin-receptor antagonism with reuptake inhibition.
Tanım sınıf adının açılımıyla sınırlıdır; bu bölümün tüm ilaç monografları incelenmiş değildir.
Tedaviye yanıt Treatment response
Kitabın depresyon örneğinde başlangıçtaki belirtilerin belirgin azalmasını anlatan sonuç; remisyonla aynı değildir.
A treatment outcome describing substantial symptom reduction, distinct from remission.
Kitap depresyon için yüzde 50 azalma örneğini kullanır; tüm hastalıklar için ortak bir eşik değildir.
İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?
Remisyon Remission
Belirtilerin belirgin biçimde gerileyerek etkin hastalık düzeyinden uzaklaşması; kitap bunu kısmi yanıttan ayırır.
A substantial subsiding of symptoms, distinguished in the book from partial treatment response.
Süre ve ölçek eşikleri bağlama göre değişir; şekil üzerindeki süreler genel reçete değildir.
İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?
Nüks / relaps Relapse
Belirti azalması sonrasında, tam ve sürdürülen iyileşme yerleşmeden tablonun geri dönmesi.
Return of the condition after symptom improvement but before sustained recovery is established.
Kitaptaki seyir ayrımıdır; kişisel tanı ölçütü olarak kullanılmaz.
İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?
Tekrarlama / rekürens Recurrence
İyileşme döneminin ardından yeni bir hastalık epizodunun ortaya çıkması.
Emergence of a new episode following a period of recovery.
İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?
Duygu durumu dengeleyici Mood stabilizer
Bipolar bozukluğun farklı evrelerinde tedavi veya koruma amacıyla kullanılan, tek mekanizmalı olmayan geniş ilaç etiketi.
A broad, mechanistically heterogeneous label for drugs used in treatment or prevention across phases of bipolar disorder.
Kitap bu etiketin değişken anlamını özellikle tartışır; bütün ajanların bütün evrelerde eşdeğer olduğu sonucu çıkmaz.
İlgili yazılar: Tedaviye yanıt ile remisyon neden aynı şey değildir?
Lityum Lithium
Kitabın klasik bir duygu durumu dengeleyicisi olarak ele aldığı, hücre içi sinyal sistemleriyle ilişkili etkileri tartışılan iyonik ilaç.
An ionic medicine discussed as a classic mood stabilizer with effects involving intracellular signalling systems.
Doz, kan düzeyi hedefi veya başlama-bırakma önerisi içermez.
Psikoz Psychosis
Kitapta sanrı ve varsanılar gibi gerçeklikle ilişkiyi etkileyen yaşantıları içeren, farklı durumlarda görülebilen bir sendrom olarak ele alınır.
A syndrome discussed through experiences such as delusions and hallucinations that can occur across different conditions.
Kaynak DSM-IV/ICD-10 dönemindedir; güncel tanı ölçütü olarak kullanılmaz.
İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir
Pozitif belirtiler Positive symptoms
Kitabın sanrı ve varsanı gibi olağan işlevlere eklenen yaşantıları gruplamak için kullandığı belirti boyutu.
A symptom dimension used to group added experiences such as delusions and hallucinations.
Pozitif, iyi veya yararlı anlamına gelmez.
İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir
Negatif belirtiler Negative symptoms
Kitapta ilgi, duygusal ifade veya haz gibi işlevlerde azalma üzerinden tanımlanan belirti boyutu.
A symptom dimension described through reductions in functions such as interest, expression or pleasure.
İlaç etkisi, depresyon ve birincil negatif belirtilerin ayırımı ayrıca klinik değerlendirme gerektirir.
İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir
Nörolepsis Neurolepsis
Kitapta psikomotor yavaşlama ve duygusal ilgide azalma gibi özelliklerle anlatılan ilaç etkisi tablosu.
A drug-effect state described through psychomotor slowing and reduced emotional engagement.
Antipsikotik tedavinin hedefiyle veya tüm ilaçların ortak sonucu ile eşitlenmez.
Ötimi Euthymia
Kitabın duygu durumu şemasında belirgin mani veya depresyon kutbunda bulunmayan durum.
A mood state depicted outside the marked manic and depressive poles.
Karma duygu durumu Mixed mood state
Manik ve depresif özelliklerin aynı dönemde bir arada bulunabildiğini anlatan kavram.
A concept describing co-occurrence of manic and depressive features during the same period.
Kaynağın dönemsel terimidir; güncel sınıflandırma eşlemesi ayrıca gerekir.
Komorbidite / eş tanılılık Comorbidity
Bir kişide birden fazla bozukluğun bir arada bulunması; kitap bunu belirti örtüşmesinden ayrı olarak da tartışır.
Co-occurrence of more than one disorder in a person, not merely overlap in individual symptoms.
İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir
Uyarılmışlık Arousal
Uyanıklık ve etkinliğe hazır olma düzeyi; kitap bunu düşük ve aşırı uyarılma arasında değişen bir süreklilikte anlatır.
A level of wakefulness and readiness for activity, discussed along an arousal continuum.
Aşırı uyarılmışlık Hyperarousal
Kitabın modelinde uyarılma düzeyinin işlev için uygun aralığın üzerine çıkması.
A state in which arousal exceeds the range depicted as functionally optimal in the book's model.
Tek başına bir tanı değildir.
Eksik uyarılmışlık Hypoarousal
Kitabın modelinde uyarılma düzeyinin işlev için uygun aralığın altında kalması.
A state in which arousal falls below the range depicted as functionally optimal in the book's model.
Tek başına bir tanı değildir.
Beyin devresi Neural circuit
Sinirsel bilginin işlenmesine birlikte katılan bağlantılı nöron ve bölgeler düzeni.
An arrangement of connected neurons and regions participating in information processing.
İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir
Kortiko-striato-talamo-kortikal döngü Cortico-striato-thalamo-cortical loop
Korteksin striatum ve talamus üzerinden yine kortikal alanlarla bağlantı kurduğu devre düzeni.
A circuit arrangement linking cortex through striatum and thalamus back to cortical regions.
Devre şeması, kişideki bir belirtinin yerini kesin belirleyen test değildir.
İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir
Karmaşık genetik risk Complex genetic risk
Kitabın, çok sayıda gen katkısını çevresel etkenlerle birlikte değerlendirmek için kullandığı risk yaklaşımı.
An approach considering contributions from multiple genes together with environmental factors.
Risk, kaçınılmaz hastalık anlamına gelmez.
İlgili yazılar: Devre, belirti ve tanı aynı şey değildir
Dopamin Dopamine
Kitapta klasik nörotransmitterlerden biri olarak tanımlanan ve DAT/VMAT taşıyıcılarıyla ilişkili monoamin haberci.
A monoamine messenger listed among classical neurotransmitters and linked to DAT and VMAT transport systems.
Tek bir duygu veya davranışla özdeşleştirilmez.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Serotonin Serotonin
Kitabın klasik nörotransmitterler arasında ele aldığı, farklı reseptörler ve SERT üzerinden işlenen haberci.
A classical neurotransmitter discussed through multiple receptors and SERT-mediated transport.
“Mutluluk maddesi” gibi tek işlevli tanım kullanılmaz.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Norepinefrin / noradrenalin Norepinephrine / noradrenaline
Kitabın monoamin iletisi ve NET taşıyıcısı bağlamında ele aldığı nörotransmitter.
A neurotransmitter discussed in monoaminergic signalling and NET-mediated transport.
Asetilkolin Acetylcholine
Kitapta nörotransmitterler arasında sayılan, muskarinik ve nikotinik reseptör sistemleriyle ilişkili kimyasal haberci.
A chemical messenger discussed through muscarinic and nicotinic receptor systems.
Gama aminobütirik asit (GABA) Gamma-aminobutyric acid
Kitabın inhibitör iletideki rolüyle ele aldığı aminoasit nörotransmitter.
An amino-acid neurotransmitter discussed in inhibitory signalling.
GABA-A reseptörü ile GABA-B reseptörü aynı mekanizmaya sahip değildir.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Glutamat Glutamate
Kitabın uyarıcı iletideki rolüyle ve farklı reseptör/taşıyıcı aileleriyle ele aldığı aminoasit nörotransmitter.
An amino-acid neurotransmitter discussed in excitatory signalling and through multiple receptor and transporter families.
İlgili yazılar: Bir nörotransmitter tek bir duygu değildir
Glisin reseptörü Glycine receptor
Kitapta pentamerik ligand kapılı iyon kanalları içinde sınıflandırılan glisine duyarlı reseptör.
A glycine-responsive receptor classified among pentameric ligand-gated ion channels.
Nikotinik asetilkolin reseptörü Nicotinic acetylcholine receptor
Asetilkoline yanıt veren ve kitabın pentamerik iyonotropik reseptörler arasında gösterdiği reseptör.
An acetylcholine-responsive receptor depicted among pentameric ionotropic receptors.
Serotonin 5-HT3 reseptörü Serotonin 5-HT3 receptor
Kitapta ligand kapılı iyon kanalı olarak sınıflandırılan serotonin reseptörü.
A serotonin receptor classified as a ligand-gated ion channel.
Serotonin reseptörlerinin tümü G proteinine kenetli değildir.
Nükleer hormon reseptörü Nuclear hormone receptor
Kitabın hormon sinyallerini gen etkinliğiyle ilişkilendirdiği temel sinyal sistemi sınıflarından biri.
A receptor class discussed in the connection between hormonal signals and gene activity.
Tirozin kinaz reseptörü Receptor tyrosine kinase
Kitapta nörotrofik faktörlerin hücre içi sinyal yollarına bağlanmasında ele alınan reseptör sınıfı.
A receptor class discussed in coupling neurotrophic signals to intracellular pathways.